• 6 ay önce
  • 6Dakika
  • 1666Kelime
  • 49

Covid-19 Pandemisinin Sağlık Çalışanlarına Fiziksel ve Ruhsal Etkileri 

Giriş 

Dünya Sağlık Örgütü Çin Ülke Ofisine etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakaları 31 Aralık 2019 tarihinde bildirilmiştir. 7 Ocak 2020’de insanlarda daha önce tespit edilmemiş yeni bir koronovirüs (2019- nCoV) olarak adlandırılmıştır. Bu hastalık daha sonra Covid-19 olarak tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü bu salgını 30 Ocak 2020’de “uluslararası boyutta halk sağlığı acil durumu” olarak sınıflandırmıştır. Küreselleşme nedeniyle Çin dışında 113 ülkede de Covid-19 vakaları görülmeye ve virüs yayılım hızı tespitleri sonucunda Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart 2020 tarihi itibariyle küresel salgın (pandemi) olarak tanımlamıştır. (1) Bu tarihten itibaren her ülke kendi sağlık sistemi içinde yeni düzenlemeler başlatmıştır. 

Dünya Sağlık Örgütü Tarafından pandemi ilan edildiğinde, Türkiye’de salgının kontrol altında tutulması için ilk korunma ve takip işlemleri, bireylere pandemide uyulması gereken kurallar; sosyal/fiziksel mesafenin sağlanması, maske kullanımı, hijyen kurallarına dikkat edilmesinin dezenformasyona uğratılmadan aktarılması, şüpheli vakaların karantinaya alınması, test yapılması, temaslı takibi, yüz yüze görüşmeler yerine tele tıp kullanımının tercih edilmesi, kronik hasta takibi birinci basamak hekimleri tarafından yürütülür. Bilgilendirme ve bilinçlendirme işlemi yapılmış olsa da kurallara uymayan bireyler nedeniyle pandemi süreçlerinde, çok sayıda ölüm ve fiziksel, ruhsal sorunlar ortaya çıkar. Pandemi sürecinde OSHA (Occupational Safety and Health Administration) COVID-19 enfeksiyonu riski açısından çok yüksek ve yüksek risk grubunda değerlendirdiği çalışan grubu sağlık çalışanlarıdır. (2) 

Sağlık Çalışanlarında Covid-19 Bulaşma Nedenleri 

Pandemiye neden olan patojenin özelliklerinin iyi anlaşılamamış olması 

Kişisel Koruyucu Ekipman giyme ve çıkarma konusunda farkındalıkların ve eğitimlerin yeterince güçlü olmaması 

Enfeksiyonu önleme ve kontrol konusunda bilgi eksikliği yaşanması 

Enfekte hastalara uzun süre maruz kalmaları nedeni ile enfeksiyon riskinde artış gözlenmektedir. 

Sağlık Çalışanlarında Covid-19 Hastalığının Etkisi 

1 Eylül 2020 tarihine kadar, sağlık çalışanlarında COVID-19’un sıklığı hakkında bilgi sağlayan sınırlı sayıda yayın ve ulusal durum raporu bulunmaktadır. 

COVID-19’un enfeksiyon spektrumu geniş olması nedeniyle sağlık çalışanları arasında vaka çeşitliliğinde hafif belirtiler ve ölümler bildirilmiştir. 

Çin’de sağlık çalışanları arasında COVID-19 pozitifliğinin, %3,46-28,9 arasında değişmekte olduğu rapor edilmiştir 

Birleşik Krallık’ta sağlık çalışanlarındaki COVID-19 pozitifliği %14,5 

Amerika’nın Massachusetts eyaletinde %12,9 

İtalya’da yapılan farklı çalışmalarda %10,6-20,0 arasında değişmekte 

İspanya’nın Madrid şehrinde %38 (30) olarak bildirilmiştir 

Türkiye’de ise 2 Eylül 2020 tarihine kadar toplam COVID-19 vakalarının %10,9’u olan 29.865 sağlık çalışanının COVID-19’a yakalandığı ve 52’sinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. (3) 

Sağlık Çalışanlarında Covid-19’un Ruhsal Etkileri 

Bu konun tespiti amacıyla eğitim ve araştırma hastaneleri kendi bünyelerinde olan sağlık çalışanları ile pandemi sürecinin ruhsal etkilerine yönelik anketler yapmışlardır. 

Mayıs 2020 Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nde görev alan sağlık çalışanları çalışma kapsamındaki araştırma verileri 

Araştırmaya katılan toplam 384 kişinin %71,6’sı (n=275) kadın, %28,4’ü (n=109) erkek ve yaşları 20 ile 61 arasında değişmekte olup, yaş ortalamasının 32,47±8,63 olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılanların %56,5’inin (n=217) bekâr, %43,5’inin (n=167) evli olduğu ve %28,6’sının (n=110) mesleğinin hekim, %43,2’sinin (n=166) hemşire ve %28,1’inin (n=108) diğer meslek gruplarından olduğu gözlenmiştir.  

Buna göre çalışmaya katılanların kişisel koruyucu ekipmanlarını yüksek oranda gerekli durumlarda kullandığı görülmüştür. 

Depresyon, Anksiyete ve Stres Düzeylerinin Dağılımı:  

Çalışmaya katılanların %11,7’sinin (n=45) çok ileri düzeyde depresyonlu olduğu gözlenmiştir.  

Anksiyete düzeyleri incelendiğinde %22,7’sinin (n=87) çok ileri düzeyde olduğu,  

Stres düzeylerinde ise %56’sının (n=215) stres düzeyinin normal,  

%4,9’unun (n=19) çok ileri düzeyde olduğu gözlenmiştir. (4) 

15 – 31 Mayıs 2020 yılında pandemi devam ederken Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ulaşılabilen sağlık çalışanlarıyla anket yoluyla yapılmıştır. 

Çalışma grubundaki sağlık personelinin 206‘sı (%80,8) kadın, 49’u erkek (%19,2) olup, %38,4’ü; 30-39 yaş aralığında, %26,7’si 40-49 yaş aralığında, %25,9’u 18-29 yaş aralığındadır. Medeni duruma bakıldığında 161 kişi (%63,1) evli, 94 kişi (%36,9) bekar idi. Çalışmaya katılanlardan 110 kişinin çocuğunun olmadığı (%43,1), 145 kişinin çocuğunun olduğu, (%56,9) görüldü. Eğitim durumlarına göre; ilkokulu mezunu 10 kişi (%3,9) ortaokul mezunu 16 kişi (%6,3), lise mezunu 20 kişi (%7,8), ön lisans eğitimini bitiren 20 kişi (%7,8), lisans eğitimini bitiren 137 kişi (%53,7), yüksek lisans eğitimini bitiren 40 kişi (%15,7) ve doktora eğitimini bitiren 12 kişiydi. (%4,7) Meslek dağılımına bakıldığında; 28 kişi (%11,0) doktor, 131 kişi (%51,4) hemşire, 4 kişi (%1,6) eczacı, 3 kişi (%1,2) laborant, 38 kişi (%14,9) sağlık teknisyeni/teknikeri, 7 kişi (%2,7) veri giriş personeli, 2 kişi (%0,8) teknik personel, 23 kişi (%9,0) temizlik personeli, 10 kişi (%3,9) güvenlik personeli, 8 kişi (%3,1) hasta taşıma personeli, 1 kişi (%0,4) hasta karşılama ve yönlendirme personeliydi. Meslekte geçen süresi bir yıldan az olanlar 38 kişi (%14,9), 1-3 yıl arasında olanlar 19 kişi (%7,5), 4-5 yıl arasında olanlar 23 kişi (%9,0), 6-10 yıl arasında olanlar 57 kişi (%22,4), 11-15 yıl arasında olanlar 35 kişi (%13,7), 16-20 yıl arasında olanlar 25 kişi (%9,8), 21-25 yıl arasında olanlar 20 kişi (%), 25 yıldan fazla olanlar ise 38 kişi (%14,9), idi. Covid’li hastayla doğrudan teması olan 101 kişi (%39,6), doğrudan teması olan bu kişilerin ortalama temas sürelerine bakıldığında ise 0-1 saat teması bulunanlar 10 kişi (%3,9), 1 saatten uzun – 2 saat teması bulunanlar 23 kişi (%9,0), 2 saatten uzun – 3 saat teması bulunanlar 2 kişi (%0,8), 3 saatten uzun – 4 saat teması bulunanlar 2 kişi (%0,8), 4 saatten uzun – 5 saat teması bulunanlar 2 kişi (%0,8), 5 saatten uzun – 6 saat teması bulunanlar 3 kişi (%1,2), 6 saatten uzun – 7 saat teması bulunanlar 1 kişi (%0,4), 7 saatten uzun – 8 saat teması bulunanlar 26 kişi (%10,2), 8 saatten uzun teması bulunanlar 32 kişi (%12,5) olduğu görüldü. Psikolojik destek alıp almadıkları sorusuna verilen cevaplara göre 4 kişi (%1,6) pandemi sürecinde, 9 kişi (%3,5) pandemi sürecinden önce psikolojik destek almıştı. 234 kişi (%91,8) psikolojik destek almamış, 8 kişi (%3,1) ise bunu belirtmek istememiştir. 

Çalışmaya katılan kişilerin oluşturduğu grup içerisinde durumluk ve sürekli kaygı puanları değerlendirildiğinde; Durumluk kaygı puanı ortalamasının 44,17±4,97 (%95 GA: 43,12-45,21)  

Sürekli kaygı puanı ortalamasının 44,16±5,88 (%95 GA: 43,14- 45,18) olduğu görülmüştür. (2) 

Salgının ilk başladığı dönemde İtalya’da sağlık çalışanları üzerinde yapılmış kesitsel bir çalışmada sağlık çalışanlarının %50’sinde travma sonrası stres bozukluğu belirtileri, %25’inde depresyon belirtileri ve %20’sinde anksiyete belirtileri olduğu saptanmıştır. Aynı çalışmada meslektaşlarını COVID-19 nedeniyle kaybedenler daha fazla travma sonrası stres ve depresyon belirtisi bildirmişlerdir. Japonya’da yapılmış bir çalışmada ise COVID-19 ile mücadelede çalışan hemşirelerin %40’ından fazlasının, radyoloji uzmanlarının ve eczacıların %30’undan fazlasının tükenmişlik belirtilerini karşıladığını saptanmıştır. (5) 

Sonuç 

Tüm dünyada yaşanan pandemi süresince tüm sağlık çalışanları bu süreçten iş hayatlarında ve sosyal hayatlarında oldukça fazla etkilenmişlerdir. Pandeminin başında yoğun mesai saatlerindeki aşırı çalışma sonucunda ortaya çıkan fiziksel yorgunluk ve çok sayıda virüslü hasta ile temas nedeniyle stres düzeyleri oldukça artmıştır. Fiziksel stresin yanı sıra kendilerinin, hastalarının, ailelerinin ve sosyal etkileşimde bulundukları her bireyin sağlığını düşünerek yaşama idame ettirmeleri nedeniyle duygusal stres oranları da artmıştır. Sağlık çalışanlarının yaşamlarındaki sosyal yükünün hafiflemesi; bireylerin ülkelerinin ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından alınan kurallara uyulması ile mümkün olmaktadır. 

Kaynaklar 

(1) Esra Saatçi, Temmuz -Eylül 2020, Türkiye Aile Hekimliği Dergisi Cilt 24, Sayı 3 Sayfa 153-166, COVID-19 Pandemisi ve sağlık çalışanları: Yaşatmak mı yaşamak mı? http://www.turkailehekderg.org/makaleler/derleme/covid-19-pandemisi-saglik-calisanlari-yasatmak-mi-yasamak-mi/ 

(2) Hüseyin Hakan Sakaoğlu, Dilek Orbatu, Mustafa Emiroğlu, Özlem Çakır, 10.07.2020 Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi 2020; 30 (Ek sayı): 1-9 Covid-19 Salgını Sırasında Sağlık Çalışanlarında Spielberger Durumluk ve Sürekli Kaygı Düzeyi: Tepecik Hastanesi Örneği  https://www.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_30_60_1_9.pdf 

(3) Seval Çalışkan Pala, Sevil Metintaş, 2020, ESTUDAM Halk Sağlığı Dergisi Cilt 5, Sayı Özel Sayfa 156-168 COVID-19 Pandemisinde Sağlık Çalışanları https://dergipark.org.tr/tr/pub/estudamhsd/issue/56854/789806 

(4) Özlem Polat, Filiz Coşkun, 2020 Batı Karadeniz Tıp Dergisi Cilt 4 Sayı 2 Sayfa: 51-58 COVID-19 Salgınında Sağlık Çalışanlarının Kişisel Koruyucu Ekipman Kullanımları ile Depresyon, Anksiyete, Stres Düzeyleri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi https://dergipark.org.tr/en/pub/baktipd/issue/56627/776834 

(5) Mehmet Yumru, 27.09.2020, COVID-19 ve Sağlık Çalışanlarında Tükenmişlik https://jag.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD-18942-EDITORIAL-YUMRU.pdf 

You may also like