İçeriğe geç

İyi Bir İnsan Olmama Vesile Olan Öğretmenlerime…

  • 7 ay önce
  • 7Dakika
  • 1758Kelime
  • 71Görüntülenme

İyi Bir İnsan Olmama Vesile Olan Öğretmenlerime…

Beşer yolculuğunda, iyi insanı ortaya çıkaran tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun.

Bu yazıda okul hayatımda bana öğretmenlik ya da hocalık yapmış öğretmenlerimi anmak için yazıyorum. Yazının içinde bulunan olumsuz deneyimler de umarım, ruhlarımız için sevgiye dönüşür.

Okul hayatıma 6 yaşında anasınıfına giderek başlamıştım. Otoriter ve şefkati bir arada sunan Ayşegül öğretmenimle bu yolculuğa başladım.

İlkokul birinci sınıfta hoş bir deneyimle okul hayatına bağ kuramadım. İlk iki yıl aynı öğretmende okumuştum. Öğretmenle ilgili hatırladığım deneyim sürekli alkol kokusuna maruz kalmaktı. Öğrenme ile öğretmeni bağdaştırmış olsaydım okuldan soğumama vesile olacak bir öğretmendi kendisi.

Üçüncü sınıfta annem sınıfımı değiştirdiğinde yeni öğretmenimle gerçekten çok keyifle öğrendiğim bir öğrenme yılım olmuştu.

Dördüncü sınıfın ilk günü benim üçüncü sınıf öğretmenim okul müdür yardımcısı olduğu için bizim sınıf dağıtılmış ve ben yeniden ilk iki sınıfı okutan öğretmenimin sınıfına bumerang misali geri dönmüştüm. Annemin yoğun çabası sonrasında yine sınıfım değişmişti. O öğretmenim de öğrenciyi rencide etmeden öğreten bir öğretmendi. İlk dönemi bile tamamlayamadan babamın tayini çıkınca ben o sınıftan da ayrılmıştım.

Besni Dumlupınar İlkolun’daki makûs talihim, Develi Seyrani İlkokulu’nda neyse ki harika bir kadere dönüştü. Dördüncü sınıfın ilk döneminin bitişine birkaç ay kala başladığım yeni öğretmenimle olan eğitim ve öğrenim sürecim benim hala hatırladıkça şükredip, iyi ki dediğim bir süreçti. Tanımadığım bir şehirde tutunduğum ilk dal olmuştu. Hem ders anlatımı harika hem de hiçbir zaman şiddete başvurmayan bir öğretmenle okulun ilk adımını tamamlamak bana verilmiş bir armağandı.

Ortaokul serüvenim de Develi Ortaokulu’nda geçmişti. Ortaokulla birlikte çoklu öğretmen ilişkisine başladım tabii ki. Bu süreçte çok sevdiğim öğretmenlerim de oldu, sevdiğim öğretmenlerimde oldu, hiç duygu beslemediğim öğretmenlerimde oldu.

Ortaokul sürecinde hatırladığım en olumsuz anım ortaokul birinci sınıfta aslında sevdiğim bir öğretmen olsa da sınıf arkadaşım yüzünden hep takdir alan bir öğrenci olarak sözlü notuma zayıf verildiği için çok üzüldüğüm tarih dersinde öğretmenimle yaşadığım deneyim oldu. Bana matematik dersini çok sevdiren öğretmenimin, tarih öğretmenimle konuşması sonucunda benim sorumlu olmadığım konun çözümüne ulaşmıştık.

Ortaokul ikinci sınıfta 19 Mayıs gösterileri sonrası arkadaşlarımla oyun oynarken düşüp sağ kolumu kırmıştım. Okul kapanana kadar hatta sonrasında da kolumu kullanamadığım bir süreç yaşamıştım. Resim dersinde çizmem gereken resimleri çizmeyip, not verilmeden önceki en son zamana resim çizmeyi bıraktığım için resimlerimin bazılarını başkalarına çizdirerek not aldığım zaman için de ben resim öğretmenimden özür diliyorum. Mutlaka ki çizim farklılıklarını fark etmiştir. Ancak bunu bana ifade etmeyip, hoşgörü nezaketinde de bulunan kalbi güzel öğretmenlerdendi. Şimdi geriye dönüp baktığımda resmin insan ruhuna olan şifası ile keşke o zaman bağ kurmuş olsaydım diyorum tabii ki.

Ortaokulun son döneminde bizim sınıf öğretmenimiz din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmenimizdi. Develi benim zamanımda tutucu bir yerdi ve din kültürü dersi ilkokuldan itibaren bizim için bana huzur vermeyen bir şekilde işleniyordu. İlkokulda kendi öğretmenimiz verse eminim bu şekilde hissetmezdim, okulun müdürü din kültürü dersimize giriyordu. Ortaokul son sınıftaki din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenimiz ise belki de yeni mezun olduğu için bize sınıf öğretmenimiz de olmasından dolayı dersleri yaşamla öğrettiğinden olsa gerek benim Allah’la sevgi ile buluşmama aracılık eden öğretmenim olmuştu.

Lise eğitimime Develi Lisesi’nde başladım. İlk girişimizde oldukça güzel bir süreç başlamıştı. Öğretmenlerimiz ve okul yönetimi oldukça iyiydi. Hangi yıl değişti bilmiyorum ancak okul müdürümüz gerçek mi rivayet mi bilmiyorum ama daha önceden imamlık yapmış olduğu söylenen biri bizim okul müdürümüz olmuştu. Hatırlayıp da hala varlığı ile barışamadığım hayatımdaki iki öğretmen kimliğine sahip olan ancak gerçekte öğretmen olamayan biriydi. Hem öğretmene hem öğrenciye saygısızlık yapan biriydi. Dersler esnasında sınıfta gürültü varsa girer sınıftakileri sıra dayağına çekerdi. Özellikle kız öğrencilerin saçı, eteğinin boyu, sürdüğü parfüm gibi konular en çok karıştığı şeydi. Bizim okul sabah ve öğle iki devreydi. Her sabah ve her öğleden sonra tüm okul öğrencilerine ilk hitabı “okuzler”di (yazım hatası yok, onun söylediğinin yazılı hali bu). Bana göre bir öğretmen hangi sınıfa öğretmenlik yapıyor olursa olsun hitabına ve davranışlarına özen göstermesi gerekiyor. Lise öğretmenin ise hayata artık birey olarak katılacak insanlara daha fazla örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle de lise müdürümüzün hitabını hiç bir zaman tasvip etmedim.

Ortaokulda çizemediğim resimlerin suçluluğunu sanırım bilinçaltım lisede çizmeye karar vermişti. Gece resim çizmişliğim ya da teneffüs ve boş derslerde resim çizmişliğim olmuştu. Saygısızlık yaptığım ortaokul resim öğretmenime, lise de sevgiyle resimle bağ kurmama aracılık eden resim öğretmenim resim dersi ile karma yaratmadan öğretim hayatımı bitirmeme vesile olmuştu.

İlk kimya öğretmenimiz çok iyiydi, onun tayini çıktıktan sonra gelen öğretmenimizin anlatım tarzı ile ben bağ kuramadığım için organik kimya benim bağ kuramadığım kimya alanı olmuştu. Üniversitede kimya mühendisliğini kazanınca orada öğrenirim diye hayalim olsa da yine değişik karakterli hocamız sebebiyle organik kimya ile sevgi ile bağ kuramamıştım.

Dersler kendi uç deneyimlerini kendi döngüsünde öğretmenler aracılığıyla bana yaşatmıştı. Lise ikinci sınıfta din kültürü ve ahlak bilgisi dersine giren oldukça ilginç kişilik yapısında bir öğretmenimiz olmuştu. Bu öğretmenin dersinde herkesin kopyayı çok rahat çektiği dilden dile yayıldığı için ve yazılı soruları din alimlerinin sözüne dayandığı için okul hayatımda tek kopya kağıdı hazırladığım ve kopya çekemeden yakalandığım sınavdaki tavrım sebebiyle de öğretmene ve derse saygısız davrandığım için özür diliyorum. Sınav sonrasında öğretmenler odasına gidip bizimle çok eğlendiği için yaptıklarımıza kızmamış olsa da ben yine de insan olmaya yaraşmayan tavrım nedeniyle özür diliyorum.

Son sınıfta bizim sınıf öğretmenliğimizi de yapmış olan fizik öğretmenim ve onun ev arkadaşı da olan matematik öğretmenimde benim matematiği ve fiziği sevmemde katkıları olduğu için ayrıca teşekkür ediyorum.

Ben kredili sistem denilen bir sistemle okuduğum için liseyi iki buçuk yılda bitirmiştim. Bu sebeple de okulun ikinci döneminin çoğunluğunu dershanedeki hocalarımızla geçirdik. Sadece dershanedeki Türkçe öğretmenimiz okul öğretmeni gibi ders anlattığı için onun dersi dışında diğer tüm derslerimiz oldukça keyifliydi. Öğrenebildiğim dersler gerçekten keyifli olan derslerdi. Ya öğretmenle ya da dersle eğlenceli bir bağ kuruyorsam benim için eğitim süreci öğrenmeye dönüşebiliyordu. Bu bağı da okul hayatım boyunca müzik dersi dışında hepsi ile kurabilmiştim.

Bana göre üniversitenin başlaması ile birlikte ders öğretenler, öğretmenden hocaya dönüştüğü için öğretmen öğrenci ilişkisi orada ortadan kalkıyor.

Jestleri, mimikleri, ses tonu ve öğretme yeteneği ile öğretmen kimliğini layıkıyla taşımış tüm öğretmenlerime teşekkür ediyorum. Genelde okul hayatımda uysal bir öğrenci olsam da hatırladığım iki saygısızlıktan başka öğretmenlerime saygısızca davrandığım bir anım olduysa, saygısızlık yaptığım tüm öğretmenlerimden de özür diliyorum. Bilgi ile kurduğum sevgi bağı zihinsel düzeyde hatırlamasam da muhtemelen annem aracılığıyla olmuştur. Bilgi ile sevgi ile bağ kurmama vesile olan, hala da bilginin ışığının peşinden gitmeme aracılık eden herkese de sevgilerimi gönderiyorum.

İnsan olarak aklımın ermediği benim ve öğretmenlerimin ruhunun hakikati olmayan yazdığım ya da hatırladığım her şeyi de sevgi şifasına teslim ediyorum.

24 Kasım 1928’de Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ile yazımı tamamlayayım.

Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.

24.11.2023

Bu sitedeki tüm içeriğin enerjisel alanı kişinin dünya ve doğa ile ilişkisindeki saygıya göre değişir. Kişi dünyaya karşı fiziksel ve enerjisel çevre sorumluluğunu aldığında enerji alanı hak edişince artar. Kişi dünyaya karşı umursamaz ve sömürü temelinde olursa enerji alanı hak edişince azalır.
_
Etiketler: