• 1 sene önce
  • 5Dakika
  • 1151Kelime
  • 214

Karmik Döngü

Bizim annemizin yumurtası döllendiği zaman 23 kromozom annemizden 23 kromozomda babamızdan gelip bizim ilk hücremizi oluşturdu. Bu kromozomlarla biz anne ve babamızdan onlar da kendi anne ve babalarından aldıkları genetik mirasla doğdular. Bu genetik mirasın içinde hem fiziksel beden kayıtları hem de yaşam kayıtları mevcut. Bu şu anlama geliyor; bizden önce adam öldürmüş atamızın genetik kodlarındaki bilgi bizim genetik mirasımız içinde bulunuyor. Yine insanlığa bir çok hizmeti dokunmuş atamızın genetik kodlarındaki bilgi de bizde bulunuyor.

Aile dizimi terapisinin yaratıcısı Alman psikoterapist Bert Hellinger 7 kuşak ataların genetik mirasının kişiyi etkilediğini belirtiyor. Ruhsal bilgilerden aldığım sezilere göre ise genetik mirasımız Adem ve Havva’dan itibaren bize gelen soydaki tüm kayıtları içeriyor. Bizim anne babamız ve Adem Havva’nın soyundan gelen aradaki tüm atalarımızın yapmış olduğu tüm eylemlerin kayıtları bizde mevcut.

İnsanlık Adem ve Havva’nın çocukları Kabil ve Şit’in soyundan türedi. Kabil soyundan türeyen soyda her zaman için katil olma bilgisi kayıtlı. Kabil kardeşi Habil’i öldürerek bu eylemin kaydını kendi DNAsına kaydetti. Ondan doğan her insanda da bu kayıt var oldu. Şit’in soyundan gelen çocuklarda hayatta kalabilmek için adam öldürmek zorunda kaldılar.

Mantık yürüttüğümüzde %50 kesin genetik mirasımızda katil geni var, %50 muhtemelen genetik mirasımızda katil geni var.

Bu çıkarım sonrası konuya ruhsal plan da dahil oluyor. İnsan denen varlık tekamül etmek yani ruhsal olarak yükselmek için dünyada bedenleniyor. Tekamülün ilk basamaklarında olan ruh sahip olduğu katil genini nasıl yöneteceğini bilmiyor. Bu da bulunduğu çevre eğer onu tahrik eden bir çevre ise yine katil geninin devreye girmesi ile saldırganlaşmaya başlıyor. Bu saldırganlık karşı tarafa hasar verebileceği gibi ölümüne de sebep olabiliyor.

Tekamülün ilk basamağında olan ruh iki çeşit ebeveyn seçimi yapıyor. Biri görece kendinden daha bilge olan yani bu süreci deneyimleyip dönüştürmüş olan anne ve babayı kendine ebeveyn seçiyor. Diğeri de kendisi ile aynı basamaktaki anne ve babayı kendine ebeveyn seçiyor.

Hangi potansiyelle gelmiş olursa olsun ruh kendi isteği ile dönüşüm potansiyelini ve yaşadığı ülkenin yasaları ile zorunlu ehlileştirme potansiyelini beraberinde getiriyor. Yaşam boyunca edindiği tüm deneyim de kendinden sonraki nesle aktarılması için genetik kodlarına kaydediliyor.

Katil olma birçok insanda var olan genel bir kod. İnsanlık planında bu zamana kadar var olmuş ve toplum tarafından iyi ve kötü diye nitelendirilmiş bir çok davranış da aynı şekilde genetik mirasımızda kayıtlı bulunuyor. Her biri potansiyel olarak mevcut. O potansiyeli gerçekliğe dönüştürmek ise kişinin seçimi.

Genetik Potansiyelleri Pozitif Fayda ile Yaşam Gerçekliğine Dönüştürmek

Carl Gustav Jung analitik psikolojisinde gölgeden bahseder.

Kişiliğin karanlık, hayvansı yönü. Gölgenin bir kısmı kişisel bilinçdışında bir kısmı da kolektif bilinç dışındadır.

Engellediğimiz her şeyi yapmak isteyen, toplumsal standartlara uymayan, utanç duyduğumuz ve kendimizle ilgili bilmek istemediğimiz her şey. Aynı zamanda yaratıcılığın da kaynağı.

Gölge, hoşa gitmeyen özellikler, diğer insanlara yansıtılır.

Kişinin ruhsal ve bedensel sağlığı, gölgesiyle barışık yaşamayı öğrenmesine bağlıdır.

Gölgenin kolektif bilinçdışındaki kısmı genellikle şeytan, cadı, vb. gibi arketipler olarak karşımıza çıkar.

Bu gölgeyi, kişi dönüştürdükçe negatif olan potansiyeller kişinin gerçekliği olmayacaktır. Bu dönüşüm kişinin kendini eğitmeye zaman ayırması ile orantılı olarak gerçekleşir. Kişilik bir günde oluşmadığı için bir günde de değişemez.

Şu an değişim için bir çok yönteme sahibiz. Devlet bu değişimi sağlayacak ortamları bireylere sağlamakla yükümlü olması kişilerin birbirinin gelişiminden kendini geride tutması anlamına gelmez. Her insan önce kendini sonra da bulunduğu çevreyi değiştirmek için bireylerin özgür iradesine saygı duyarak geliştirmesi için yönlendirebilir.

Devlet yasalarla kişiyi kurallara göre yaşaması için disipline ederken; toplumdaki bireyler birbirini disipline etmeden; sevgi, saygı ve hoşgörü ile desteklemelidir. Devlet toplumun desteği olmadan bireyleri dönüştüremez. Bu da bütün her şeyi devletin yapmasını beklemenin hata olduğu gerçekliğini bize sunar.

Toplumu Etkileyen Kaos Durumunda Kendini Geliştirmiş Olan Bireyler Neler Yapabilir?

  • Kendi gölgesini kontrol altında tutup içinde dönüştürmesi gereken parçaları görüp, dönüştürmeye başlayabilir.
  • İnsanların gölge yönünü ortaya çıkarmayacak şekilde bireylerin bilinçlenmesini sağlayabilir.
  • Gölge yönü ortaya çıkmış insanların kendi gölgeleri ile yüzleşmesini sağlayıp onların dönüşümüne destek olabilir.
  • Bu kaosun yaşanmasına neden olan maktul ve mağdurla ilgili olarak kendi üzerine düşen görev her neyse bunu saygı odağında gerçekleştirebilir. Örnek verecek olursak; yaşanan olayın yeniden yaşanmasına neden olacak benzer gölge yönü olan kişi ya da kişilerle bir aradaysa bu kişi ya da kişilerin gelişimine onun izin verdiği şekilde destek olabilir. Yeni potansiyelleri engelleyebilir. Yaşayan mağdur ve maktulun kendisini ya da ailesini rehabilite edebilecek bir yetkinlikte ise bu kişilerle iletişime geçip onları rehabilite edip topluma kazandırabilir.

Henüz birlik bilincinde olmadığımız için bu zamana kadar kaos durumlarını yaşadık; bir süre daha bu durumu yaşayacağız. Birey olarak biz kendimizi kaosta ne kadar dengede tutar ya da geliştirirsek birlik bilincine o kadar hızlı ilerleyeceğiz. Her zaman hatırlayalım toplum bireylerden oluşur.

Kendi dönüşümünüz için okumak isterseniz;

Kişisel gelişimle ilgili yazılarıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ruhsal gelişimle ilgili yazılarıma da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

24.08.2019

You may also like