Niyet Edebildim mi Acaba?

Kişisel, ruhsal gelişim ya da kuantum alanla ilgili bilgileri okuduğumda reddettiğim ya da önce irdeleyip sonra kabul ettiğim konular oldukça çoktu. Bu yazıyı yazarken niyet etme ile ilgili konuyu nasıl olmuş reddetmemiş almış hemen uygulamaya geçmiştim kendime şaşırdım.

Ben uyguluyordum da bu defa bu konuyu heyecanla anlattıklarımın dirençleri ile karşılaşıyordum. ‘Benim ne dediğimi Allah biliyor niye dilediğim olmayacakmış canım?’ Ya da benim gibi kabul etmiş ama ne diyeceğini bilemeyen insanların söyledikleri de; ‘Ya yanlış bir niyette bulunursam, istemediğim şeyleri yaşarsam’ tarzında endişe dolu cümleler olabiliyordu.
 
Ettiğim niyetlerdeki açıklar yüzünden yaşadıklarımı başkaları yaşamasın diye soranlarla paylaşıyordum. Elimden geldiğince öğrendiklerimi uyguluyordum bazen çıkmaza geldiğimde ben de Allah her şeyi mükemmel düzende ve incelikte yaratırken benim söylemek istediklerimi niye anlamasın ki diye düşünüyordum. İnancı olmayan biri içinde aynı düşünce şu şekle dönüşebilirdi; evren zeki bir bilinç bu kadar zeki olan bilinç neden benim olumsuz cümlemi olumlu diye algılasın. Kendi yaşantımı yaratma sorumluluğundan kaçmak istediğim zamanlarda yukarıdaki bahaneyi ortaya çıkardığımı fark etmiştim.
 
İste ve olsun adımını çoğu insan gibi bende Secret kitabı ile atmıştım. O zamanlar bilinçaltının gizli dünyasını bilmiyordum. Önceleri aldığım bilgileri kendi hayatımı daha keyifli hale getirmek için kullanıyordum. Onun için de bilinçaltını ile ilgili detaylı olarak bilgi sahibi değildim. Kendi hayatımda aldığım keyfi, başkalarına da dahil etmek için profesyonel olarak bu işi yapmaya karar verince bilinçaltı ile ilgili daha detaylı araştırma yapmaya ve öğrenmeye başladım.
 
Bilinçaltı ile Yaratan veya evren ilişkisini kurunca niyetlerde o söylenmemesi gereken cümlelerin nedenini bulmuştum.
 
Biz olumlu, olumsuz, gelecek zaman, şimdiki zaman her nasıl söylersek söyleyelim bizim niyetimizin gittiği üst merci bizi çok iyi anlıyor. Çünkü niyetimizi yaparken biz onu enerji formunda yaratıyor ve niyetimizi bir fotoğraf ya da video ile üst merciiye iletiyoruz. Detaylandırılmış yaratım onlar tarafından tam olarak bize verilmek için hediye paketi haline hemen getiriliyor.
 
İşin karıştığı nokta bizim bilinçaltımız. Bilinçaltımız küçük bir çocuk gibidir. Kompleks olarak ona sunduklarımızı anlamıyor. Olumsuz cümle ile ilgili bir bilgiye sahip olmadığı için bizim olmasın dediğimizi olsun olarak anlıyor. Onun zaman algısı olduğu için şimdiki zaman cümleleri kurmamızı gerektiriyor. Bu cümleleri kurarken sadece bilinçaltımıza ne istediğimizi anlatmamız gerekiyor. Bilinçaltında oluşmuş olan inançlar doğrultusunda bizim isteğimizi bilinçaltımız tarafından yeniden ortaya çıkarılıyor. Üst merciinin bize verdiği hediye paketini bilinçaltı gerçekliğe dönüşmeden önce alıyor ve bana bunun şöyle onun böyle olması gerektiği söylendi diyerek hediye paketti ile hazırlanmış niyeti kendi algıladığı hale dönüştürüyor. Bilinçaltı tıpkı Nasrettin hocanın leyleği kuşa çevirdiği gibi bizim istediğimiz gerçekliği kendi bilgisi dahilinde şekillendiriyor. Hatırladığım kadarıyla Nasrettin Hoca ilk defa leyleği gördüğünde “bu ne?” diye soruyor. Oradakilerde onun kuş olduğunu söylüyorlar. Nasrettin Hoca “hiç kuş böyle olur mu?” diyor. Fıkra bu ya, eline makası alıp gagasını, kanatlarını bacaklarını kesip “hah şimdi kuşa benzedin işte!” diyor.
 
Sonuç itibari ile bizler bilinçaltımızın kabul ettiği gerçekliği yaşayabiliyoruz. Bizim niyet ve dualarımızı anlamayan Yaratan ya da evren değil hiç leylek görmemiş Nasrettin Hoca misali olan bilinçaltımız.
 

You may also like