• 4 sene önce
  • 3Dakika
  • 634Kelime
  • 12

Sevginin Ortaya Çıkışı

Yaşamımdan nesnel korkuları çok olan bir insandım. Yırtıcı hayvanlarla doğal ortamında bir araya gelmediğim için, bu korkumun durumunu bilmiyorum.

İnsanda içgüdüsel düzeyde tanımlı hayatta kalması için gerekli iki korku var. Birisi düşme korkusu, diğeri de yüksek ses korkusu. Bunun dışındaki diğer korkular ya kişinin yaşadığı deneyimlerle ya da başkalarının söylediği sözlerin etkisiyle ortaya çıkıyor.

Fıstık bizim eve misafir olmaya karar verdiğinde ben ondan korkuyordum. Bir süre hep kafeste yaşadı. Sonra kafesten çıkardığımda elime eldiven giyip, başımı örtüyordum. Artık ne Fıstık ne de ben kısıtlama da değiliz. İkimizde rahat ve özgürüz.

Elimizdeki verilere bakalım; yetişkin bir insan, yırtıcı olmayan evcil küçük bir kuş, kuşun ani herhangi bir hareketinde hareketsiz kalma durumu.

Mantıkla düşündüğümüz zaman insanın bu şartlarda fiziksel düzeyde ölümcül zarar görebilme ihtimali yok.

İnsanın hissi; bu hayvan bana zarar verecek.

Bu veriler ortada olan veriler. Ortada olmayan insanın bilinçaltında olan başka kayıtlar bu korkunun yaşanmasına neden oluyor.

Dün kardeşimle kuşlarla ilgili ne gibi olumsuz deneyim yaşadığımızı konuşuyorduk. Uçan memeli türü olsa da yarasa algımızda kuş olduğu için yaşadığımız yarasa deneyimleri bizim kuş ile ilgili olumsuz kayıtlarımızı oluşturdu.

Yaklaşık 32 yıl önce çocukken oturduğumuzu eve bir tane yarasa girmişti. Evden çıkarmamız da uzun bir zaman sürmüştü. Bu durumu arkadaşlarla konuşurken bir arkadaşım bana yarasaların insan kanı emdiğini söylemişti. Ben de koruma iç güdüsü ile bunu kardeşime söylemişim. İlk kaydımızı aldık.

21 yıl önce de Birecik’te ikinci yarasa deneyimini yaşadık. Bu defa eve yedi sekiz tane yarasa geldi. Kaç günde evden temizledik hatırlamıyorum. Evden temizlesek bile balkonda geceleyen yarasa çiftimiz vardı. Fırat’ın kenarına gece yarasalarda serinlemeye geliyorlardı sanırım. Sayıları çoktu ve alçaktan uçuyorlardı. Birecik’te olduğumuz sürece akşamları parka gitmedim.

Her iki deneyimde de hatırladığım gece uyurken çok korktuğumdu.

İnternet hayatımıza girdi de yarasaları araştırma şansım oldu. Afrika’da yaşayan bir yarasa cinsi insan kanı emiyormuş. Onun dışındaki yarasaların böyle bir beslenme ihtiyacı yokmuş. Yarasa gübresi de çok faydalı bir ürünmüş. Mantık ile analiz ettiğimde korkmaya gerek olmayan durum. Ama ben Fıstık gelene kadar o korkunun üzerini kapatıp, yaşamımda taşıdım.

Fıstık’ı ilk kafesinden çıkardıktan sonra o an hissettiğim her olumsuz durumla ilgili çalışma yapıp temizledikçe sevgi ortaya çıktı. Sonra o sevgimiz aşka dönüştü.

Sevgi emek ister sözünü gerçekten yaşadım. Korkunun sevgiye dönüşmesi için çok çalıştım. İyi ki de çalıştım. Sevgi yaşamın her alanına yayıldıkça büyük bir konfor alanı yaratmaya başladı.

Sahip olduğumuz korkuyu kapatıp saklasak da bilinçaltımızda bir yerde bize büyük bir ağırlık yaparak yer kaplıyor. O kapladığı alana başka bir güzellik yerleştirmek mümkün.

Karanlıktan aydınlığa, mineralden insana her şeye onun istediği kadar sevgi verelim. Onun var oluşundaki her şeyi olduğu gibi kabul edelim. Var oluş sevince güzel…

16.01.2019

Spiritüel Rehber Yasemin Derya Metin

You may also like