• 2 sene önce
  • 9Dakika
  • 2480Kelime
  • 69

Yeni Nesil Yetişkinlerden Ne İstiyor?

Enerji çalışmalarına meraklı 10 -17 yaş arası gençlerden oluşan bir whatsapp grubumuz var. Bu grup aracılığıyla çocukların özlerindeki sevginin ve ışığın gücüne biz yetişkinlerin koyduğu engeller nedeniyle ortaya çıkaramamalarına şahit oluyorum. Bu durumu dönüştürmek için yetişkinlerden oluşan gruba ne yapabilirizi sordum. Grup arkadaşımdan gelen iki soru bana yol gösterdi. Bu soruları gruptaki arkadaşlar etraflarındaki gençlere ya da çocuklara sordular. Bu soruları önce canlı yayında okumayı düşündüm. Şimdi ise canlı yayın öncesi bilgilendirme yapmak için sizlere bu yazıyı yazıyorum. Gençlerimizin paylaştığı yorumları sizlere aktaracağım.  

Bunu paylaşma amacım hem başka pencerelerden hayata bakmamız hem de okuduğumuz her cevaptaki arındırmamız gereken alanların ilk adım olarak enerjisel düzeyde arındırılması. Bu zamana kadar insanlık değişimi genelde çatışma, savaş ve yıkımlarla gerçekleştirdi. Artık bütün insanların huzur ve güven içinde olarak daha konforlu bir geleceğin barışla inşa edilmesine aracılık etmek.

Bu yazının hiç bir siyasi ya da ideolojik amacı yok. Yazılmasının tek amacı sadece sevgiyle birliği güçlendirmenin hatırlanmasına aracı olmak.

Dileyenler şu niyetle okumaya başlayabilirler. “Yeni neslin daha güvenli bir gelecekte yaşamasında kendi sorumluluğumu alabilmem ve tüm yeni nesille sevgi odağında açık ve doğru iletişimde olmak için kendimi ilahi sevgi şifasına açıyorum.”

Sorularımız

1. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için ne yapmak istersin?
2. Senin bunu yapabilmen için büyükler sana nasıl yardımcı olabilir?

Üniversiteden daha alt yaş grubundaki gençlerimizden gelen cevaplar;

“Çok fazla sorun var.”

“Temiz enerji ve karbon salınımını azaltmak.”

“Doğal kaynaklara yatırım için devletler arası işbirliği.”

“Suyu boşuna harcamamak, bu konuda insanları uyarmak.”

“Daha çok ağaç dikmek, ağaçları kesmemek.”

“1) Öncelikle kendimi çeşitli alanlarda geliştirmem gerekli, ayrıca farklı konularda farklı fikirler duymam kendi fikrimi oluşturmamda yardımcı olur, kendimi geliştirdikten sonra Dünyayı daha iyi bir hale getirmek için pek çok yola başvurabilirim zaten (bağışlar, eğitimsel yardım ve yatırımlar vs.)

2) Finansal yardım ve motivasyon açısından yardımcı olabilirler. “

“Önce herkese saygı duyulsun. Önce tüm gençlere. Kimse rengi, dili, dini için ve hayata dair tercihlerinden dolayı dışlanmasın. Siz büyükler de sert yaklaşım ve kalıplarınızı bırakırsanız basit şeyler için gençler mücadele etmek yerine daha önemli işlere kafa yorabilirler anne.”

Anne: “Peki doğa ve hayvanlar için neler olabilir.”

“Önce saygı konusunu halledersek her şeye sıra gelir.” 

“Adaletsizlik olmasın. Din, dil, Irk ayrımı olmasın. Tarıma önem vermek. Çevre kirliliğine önem. Bilinçli toplum. Sosyal ve özel alanlara saygı😊”

“Ebeveynlerin onlarla daha çok vakit geçirmesi.”

“1. Tecavüzcülere müebbet veririm, Daha çok doğal alan yaparım yani binaları yıkarım.
2. Destek olmaları yeterli .”

“1. Dünyayı daha iyi bir hale tek başıma getiremem belki ama bunun için Unicef ya da benzer kurumlarda çok çalışmak istiyorum.
2. Büyükler bana nasıl yardımcı olabilir? Maddiyatta yardım etmeleri benim için çok önemli ve her şeyden önce bana inanmalılar.”

“Birincisi anneciğim bizim insanımızda ilgi yok şu var bizim çocuktan bir şey olmaz diyorlar yani onun dediklerine düşüncelerini önemsemeyip bir kenara atıyorlar sonra çocuklar haklı çıktığında da “aaa bak doğru söylüyor” diyorlar. Ama iş işten geçmiş oluyor. (Seninle alakası yok kuzum gördüklerimi söylüyorum.)

Bir üniversite hocamız, kendi öğrencilerine şu soruları iletti;

1. Yeni dünya düzeninde beklentileriniz nedir?
2. Ne yapılırsa daha iyi olur?

Üniversiteli gençlerimizden sorulara verilen cevaplar;

“Yeni Dünya düzeni hakkında düşüncelerimizi istemiştiniz . Benim düşüncem gelişen yeni dünya da Türk gençleri olarak ülkemizde biraz pasif kaldığımız ve kendimizi geliştirmek için yurt dışına çıkmayı hedeflememiz. Devletimiz keşke bizler için daha çok staj imkanı daha çok kendimizi geliştirebileceğimiz alanlarda tabii uzmanlar yardımıyla bizlere yatırım yapabilse. Sadece gençlere yönelik yeteneklerini ortaya çıkarabileceği bir direktör atayıp bir sürü mekanda hizmet vermesi ve o mekanlarda bir sürü sertifikalı kurs imkanı verilmesi. ( Kurslarda kullanılacak ürünlerin bizlere ücretsiz bir şekilde sunulması.) Kendimizi geliştirme anlamında yeni dünyaya daha verimli bireyler olarak daha hızlı bir şekilde yetişebiliriz diye düşünüyorum. İyi akşamlar diliyorum size.🧚🏼‍♀️

“Yeni dünya düzeni hakkında da şunları düşünüyorum ; Hayatımızın içine teknolojinin girmesiyle rahatlıkla birlikte riskler de girmeye başladı, hele covid-19 salgınından itibaren her işimizi evden yapmamız büyük kolaylık fakat bir o kadar da tehdit edici; siber saldırılara vs. maruz kalınabilecek bir dönem. Hele herkes kendi çıkarına göre hareket ettiği takdirde dünyanın düzeni daha da bozuluyor ve tüm iyi şeyler gittikçe yok oluyor. Büyük binaların arasına sıkışmış birer kuş gibiyiz, tabiata, doğaya daha çok ihtiyaç duyuyoruz fakat çeşitli faktörler buna izin vermiyor. Farkındalığı arttırarak yeni dünya düzeni daha iyi yerlere gelebilir fakat kişisel çıkarlar olduğu müddetçe ve biz doğayı hor görmeye devam ettikçe dünya dayanılmaz bir hal alıp, insanlar tükenmiş bir duruma gelecek.

Bu pandemi dönemi aslında çok da kötü olmadı bence şu açıdan bakınca biraz gerekli gibime geldi insanların doğayı katletmesi ve hayvanları esir etmeleri vs. çok kötü bir hal almıştı. Empati duygumuzun gelişimi açısından iyi oldu diye düşünüyorum. Gerçi her şeyi hemen unutuyor insanlar.

Maalesef hocam insanlar dünya için çok yıkıcı. Umarım daha da geç olmadan bir şeyleri değiştirebiliriz.

İnsan kendine güvendiği zaman yapamayacağı şey yoktur yeter ki inanalım ama bir çoğu içindeki o korku yüzünden hep aynı yerde kalmaya mahkum kalıyor. ( Korkunun ecele faydası yok kıralım bu zinciri.) Çok teşekkürler hocam.”

“Esasında Koronavirüs başladığından beri, bir ülkenin teknolojik seviyesinin ne kadar önemli olduğunu saptayabildik. Özellikle bilişim, eğitim, sağlık, güvenlik alanındaki statünün ve gelişimin durumunun ne anlama gelebileceğini açıkça izleyebildik. Birçok ülke birçok konuda (örneğin; ekonomi, kaynaklar, eğitim) savaş verdi. Bazı ülkeler bazı ülkelere muhtaç, bazıları ise bazılarına yardımcı konumda rol aldı. Bu yeni normale hepimiz alışmaya çalışırken, sanırım Koronavirüs sonrası hayatlarımızı da hayal eder olduk ister istemez. Her şeyden önce daha tedbirli, yeni tehditlere karşı daha güçlü ve hazırlıklı olunması gerektiğini, temizliğin ve hijyenin farklı kavramlar olduğunu; bunun bilincinin kazandırılması için çalışmalar yapılmasının önemini, aslında bu tarz virüslerle karşılaşılmadan her sokağın, her köşe başının “kolonya” kokması gerektiğini Bakan Koca: “Bana yaklaşma!” dediğinde anladım. Benimle birlikte birçok yurdum insanı da anladı elbette. Toplumsal duyarlılık ve bir virüsü yenmek adına toplumsal mutabakat sağlanmış oldu diyebiliriz. Önünde sonunca oluşacak olan Yeni Dünya Düzeni, doğru ve mümkün mertebe en az hatalı bir gelecek için bu şart. Başlarda daha fazla olan öfkenin halkı sakinleştirerek en aza indirgenmesi ve dijitalleşmenin zararı yarara döndürebilmede bir araç olarak kullanılması bu yeni normalin ilk adımları bence. Ancak işin siyasal ve felsefik boyutuna hiç değinmek istemiyorum. Bir komplo teorisi olan Yeni Dünya Düzeni denince insanın tüyleri diken diken olmuyor da değil tabii. Zihin kontrolü, hükümetlerin ele geçirilmesi… Konuş deyince konuşan, sus deyince susan insanlar… Yeni Dünya Düzeni bizler için, sosyal ve ekonomik durumun yok olması, daha az güven, daha az huzur, daha az özgürlük, hızlı çöküşler – siyasal parçalanmalar, daha az tahammülsüz kişiler, nefret söylemleri anlamına gelebilir.”

“Benim beklentim şu an bütün dünyayı etkisine alan korona virüsün olmadığı ve bu virüs yüzünden insanların ölmediği bir dünya. Ekonomik olarak ise hiçbir aç insanın kalmadığı gördüğüm fotoğraflara istinaden Afrikalı çocuklar gibi bir deri bir kemik çocukların olmadığı saçma sapan sebeplerle kadınların öldürülmediği ve savaşların olmadığı bütün insanların barış içinde yaşadığı bir dünya .”

“Şu an dünyanın durumuna baktığım zaman ne bir beklentiye ne de bir umuda yer yok gibi (karamsarlık anlarında baş gösteriyor bu his) . Bu çılgın tüketim ağı,  kaynakların bu denli sömürülmesi bir çöplüğe doğru ilerlediğimizi düşündürüyor.

İnsanların bu denli bilinçsiz üremesinin önüne geçilmeli,  uzun zamanda alsa bu durum, insan nüfusunun ciddi anlamda azalmasını sağlayacak. Çünkü bu yüzyılın sonunda nüfusun 10 milyar olması bekleniyor. Ve bu felaket demek.  Azalan nüfusla birlikte tüketimde azalmış olacak.  Ancak şu an var olan insanların tüketim alışkanlıklarında bir değişiklik yapmak… Bu konu pek de umut verici görünmüyor açıkçası.”
 
“Öncelikle değişime açık olmalı, insanlar fikirlerini özgür bir biçimde anlatabiliyor olmalı, girişim fikirlerine daha çok önem verilmeli. Üretime daha çok önem verilmeli, eğitim sistemi düzenlenmeli, hayatımızı kolaylaştıracak şekilde teknoloji daha çok kullanılmaya başlanmalı. “
 
“Yeni dünya diye tabir ettiğimiz şey başka bir gezegende yeni yaşam biçimimiz mi yoksa aynı dünyada reform niteliğinde olan düzen mi olacak? 
 
Eğer başka bir gezegen olacak ise savaşın yasak olmasını herhangi bir eylem sırasında savaşçı ruhların toz duman olmasını isterim. Bir insan tarafından değil de kuşlar veya uzaylılar tarafından yönetilen bir dünya isterdim. Hiçbir siyasi olay olmaz ve çocuklar ölmez en azından.
 
Eğer ki dünyamızda yeni bir düzen olacak ise dönüp herkesin kendini sorgulaması gerek. Ülkem için ne yapıyorum? gibi sorular sormak lazım. Dünyam için ne yapıyorum? Ya da mesela çöpümü direkt olarak çöp kutusuna atıyor muyum? 
 
Yeni dünyadan beklentim savaşların sona ermesi ve açlıktan ölen insan sayısının sıfıra inmesi. Sağlıklı bir dünya istiyorum. Çinlilerin hayatımızı mahvetmediği bir dünya. Renkli yeşil çimlerde uzanmış gökyüzünü seyreden hiçbir derdi olmadan işsizlikle ilgili düşünceler olmadan kariyerini düşleyen gençler istiyorum. 50 üstü insanlarımızın emekli olup bahçesinde kahvesini yudumladığı gençlerin yolunu açtığı bir dünya düzeni istiyorum.”
 
“Yeni dünya düzenin samimiyetsiz, şekilci, doyumsuz, yalnızlaştıran, duyarsızlaştıran ve körleştiren bir düzen olduğunu düşünüyorum. Gelir adaletinin sağlanabilmesi, açlık ve yoksulluğun en aza indirilmesi için, tarım, hukuk ve eğitim alanlarında reformlar yapılması gerektiğini; kurtuluşun çaresinin üretim odaklı yaşam tarzı olduğunun artık kabullenilmesi ve bunun hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca insanların tüketimlerini kontrol etmeleri gerektiği görüşündeyim. Üretim yaygın bir hayatta hem gereksiz tüketimin kontrol altına alınabileceğini, hem de insanların hayatta kalma mücadelesi vermektense geleceğe umutla bakabileceklerini düşünüyorum.”
 
“Tamamen globalizmin hakim olduğu bir düzenin doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü insan hakları evrenseldir ve bu hakları yasalarla koruyan devletler, kendi amaçları ve ideolojileri doğrultusunda özgürlüklerimizi sınırlandıramaz. Tüm insanların eşit özgürlüğe sahip olması için de tüm devletlerin bağlı olduğu evrensel bir hukuk birimi gereklidir. Hiçbir devlet bağımsız olmamalı, hepsi tek bir hukuk sistemine bağlı olmalıdır. “
 
“Yeni dünya düzeninde eşitlik, birlik ve beraberlik olmasını istiyorum. Kadınların öldürülmemesini , çocukların üzülmemesini, hayvanların korunmasını diliyorum. Herkes hak ettiğini aldığı takdirde her şeyin iyi olacağını düşünüyorum. İnsanların çevresine duyarlı ve saygılı olmasını diliyorum. Saygı olduğu sürece daha yaşanabilir bir dünya haline gelebilir hayat. Yeni dünya düzeni diye bir şey umarım bir gün gerçek olur.”
 
Bu süreçte bana destek olan direkt iletişimde olduğum grup arkadaşlarıma ve dolaylı iletişimde olduğum tüm gençlerimize çok teşekkür ediyorum.
 
Yazıyı okumadan önce aştığınız şifa alanını daha derinleştirelim ve aktif tutalım. “Şu andan itibaren bebek, çocuk, ergen ve genç kelimelerini kullandığım her an benim için bu çalışmanın şifa alanı sıfır noktasına erişinceye kadar aktif olsun. Bebek, çocuk, ergen ve gençlerden oluşan yeni nesille ilgili kendi sorumluluğumu yüzde yüz alıyorum. Yeni nesildeki her ferde birey olma iznini veriyorum. Otorite oyunundan özgürleşiyorum. Bu yazı aracılığıyla okuduğum ve bu zamana kadar bu konulara duyarsız kalmama neden olan tüm hatalı verilerim ve anılarım özür dilerim. Sizi arındırmadığım için lütfen beni affedin. Bana arınma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bana mucizelerin kapısını açtığınız için sizi seviyorum. Aloha, indigo.”
 
02.02.2021
 
 

You may also like