İçeriğe geç

Kaf Dağına Yolculuk

  • 9 ay önce
  • 9Dakika
  • 2544Kelime
  • 65Görüntülenme

Kaf Dağına Yolculuk

Günlerden bir gün Birben çok eğlenceli bir gün geçirmiş. Dostları ile o kadar çok eğlenmiş o kadar çok mutlu olmuş ki hiçbir şey için çaba harcamadan İstanbul’da yürürken bir adımını attığında Kaf Dağı’nın geçiş kapısından içeri girmiş.

Kaf Dağı’nda yaşayan tüm sihirli varlıklar bu ziyaretten çok mutlu olmuşlar. Birben kendi kendine “sanırım o kadar mutlu oldum ki hayal dünyamı gerçek sanmaya başladım.” demiş. Tam o esnada Zümrüdüanka kuşu kocaman cüssesinden beklenmeyen zarafetle gelip Birben’in önüne konmuş ve “Hayır Birben sen hayal dünyanı gerçek sanmıyorsun. Şu an gerçekten Kaf Dağı’ndasın.” demiş.

Birben duydukları karşısında çok şaşırmış, Zümrüdüanka kuşuna “ama bu nasıl olur? Ben şimdi eve gitmek için otobüse binecektim.” demiş. Zümrüdüanka kuşu “Sen hiç merak etme göz açıp kapayıncaya kadar İstanbul’da olmuş olacaksın.” demiş. Bu demiş demesine de Birben aslında oradan hiç ayrılmak istemiyormuş. Kafasındaki düşünceleri ve yaşadıklarını anlamaya çalışan Birben’in yaşadıklarını hem Zümrüdüanka kuşu hem de orada olan her sihirli varlık kalplerinde hissetmişler. Hisseder hissetmez de Birben’in kalbini hepsi sevgileriyle kucaklamışlar. Bu kucaklamayı Birben’de hiç konuşmasalar da hissetmiş.

Bu kucaklaşmadan sonra Zümrüdüanka kuşu Birben’e “Haydi gel benimle. Buraya gelme sebebin için kutlama yapalım.” demiş. Birben o esnada “hani benim İstanbul’a dönmem gerekiyordu” diyecek olsa da susmuş ve bu eğlencenin tadını çıkarmaya karar vermiş.

Zümrüdüanka kuşu “Senin insanların burayı ulaşılmaz ve zorlu olduğunu düşünüyorlar. Oysaki, buraya gelmenizin göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürede olması mümkün.” demiş. Birben’in duyduklarından kafası karışmış. Düşününce Kaf Dağı’nın dünyanın neresinde olduğunu bilmediğini hatırlamış. Bu şaşkınlık içinde şaşa kalmışken, Zümrüdüanka kuşu yeniden konuşmaya başlamış. “Kaf Dağı zamansız ve mekânsız bir yerde. Bu nedenle dünyada hem her yerde hem hiçbir yerde.” demiş. Zümrüdüanka kuşu biraz susmuş ve sonra devam etmiş, “Buraya ulaşmanın en kolay ve hızlı yolu kalbinde pür neşeyi var etmektir.” demiş. Birben gerçekten de Kaf Dağı’na gelmeden önce kalbindeki neşeyi hatırlamış.

Zümrüdüanka kuşu “uzun zaman hatırlamayacağın bir mucizenin doğumuna şahitlik etmen için seni buraya davet ettik” demiş. Zümrüdüanka kuşu, Birben ve orada bulunan tüm sihirli varlıklar yüceler yücesi ulu bir dağın önüne gelmişler. Zümrüdüanka kuşu öne çıkıp, Kaf Dağı’nın önünde saygı ile eğildikten sonra dağın kalbine giden bir yol açılmış. Önde Zümrüdüanka kuşu, arkasında Birben ve Birben’in arkasında tüm sihirli varlıklar neşe ve sevinçle dağın kalbine doğru ilerliyorlarmış. Birben hayatında hiç görmediği kristallerle bezenmiş bu yolda ilerlerken çok şaşkınmış. İçeride hiç aydınlatma olmasa da her yer ışıl ışıl ve aydınlıkmış. Her bir kristal kendi sıcacık özü ile dağın içindeki yolu aydınlatıyormuş.

Az gitmişler uz gitmişler, ışıl ışıl yürüdükçe insanın yaşam enerjisini arttıran nice yollardan geçmişler. Yol onları ışığından gözlerini kamaştıran bir yere getirmiş. Zümrüdüanka kuşu durmuş. Onunla birlikte hepsi durmuş. Zümrüdüanka kuşu “Haydi bakalım herkes yerine geçsin.” demiş. Birben tam ben ne olacağım diye soracakken, Zümrüdüanka kuşu onu kanatları ile kavrayıp, sırtına yerleştirmiş. Zümrüdüanka kuşu ve Birben parlak ışığa doğru uçmuşlar. Birben bu uçuştan öyle mutlu öyle mutlu olmuş ki, daha önce hiç bu kadar mutlu olduğunu hissetmemiş. Parlak ışığın içindeki her bir ışık fotonu Birben’e başka bir dünyanın hikayesini aktarmış. Birben yaşadıklarını artık zihni ile anlamayı bırakıp, sadece gönül gözü ile izlemeye başlamış. Ne kadar uçtukları ya da nereye varacakları artık önemini yitirmiş. Sadece güven ve mutlulukla gördüklerine şahitlik ediyormuş.

Zümrüdüanka kuşu yavaşlamış ve durmuş. Birben Zümrüdüanka kuşunun bir yere konduğunu düşünecek olmuş ama oldukları yerde ne yer varmış ne gök varmış. Zümrüdüanka kuşu Birben’i sırtından indirmeden “Şimdi Kaf Dağı’nın kalbindeyiz. Şu an yaşadığımız evrenin yolculuğunu hızlandıracak, bizi AŞKa ulaştıracak Kartan’ın doğumuna ve bizim evrene gelişine şahitlik edeceğiz.” demiş. Zümrüdüanka kuşu bunu söylediğinde önlerinde bir perde kalkmış. O perdenin ötesinde öyle güzel öyle mükemmel bir ülke varmış ki, Birben kendi kendine “sanırım bu bizim bilmediğimiz bir ülke” diye düşünmüş. Zümrüdüanka kuşu Birben’in düşüncelerine cevap vermiş. “AŞKın en saf yaşandığı evrenlerden biri. AŞK ile hemhal olmuş anne ve babadan şimdi Kartan doğacak” demiş. Zümrüdüanka kuşu bunu dediği anda öyle güzel öyle tatlı bir bebek doğmuş ki, Birben’in yaşadığı hayatta kalbine birikmiş tüm acıyı, kederi eritmiş bu bebeğin doğumu. Birben bu bebeğin ne kadar saf ruhlu bir bebek olduğunu hissetmiş.

Perdenin ötesindeki görüntü değişmiş. Bu defa yürüdüğü yeri incitmeyen, bastığı yerde türlü türlü çiçekler açan bir delikanlı görmüş. Zümrüdüanka kuşu “Kartan, şimdi bizim evrenimizde görevini yerine getirmesi için öğretmenin yanına gidiyor.” demiş. Kartan bir gölün kenarına gelmiş ve oturmuş. Birben’in Kartan’ı izlediği gibi Kartan’da gölden bizim evrenimizi izliyormuş ve ona gelen ses, bizim evrenimizde var olan kaosu anlatıyormuş. Birben bu kadar aydınlık, AŞK dolu bir ruhun kaosun en derin karanlığını öğrenmesinin sebebini anlamamış. Kalbi sıkışmaya başlamış. Zümrüdüanka kuşu Birben’in hissettiği huzursuzluğu kendi kalbinde hissetmiş ve Birben’i kanatları ile kucaklayıp, kalbinin önüne getirmiş. “Birben kafanın karışmasını ve gördüklerinden kalbinin sıkışmasını anlıyorum. Kartan görünenin ötesinde her yaratılmışın özündeki AŞKı en karanlık yaratılmıştan bile açığa çıkarmak için bunu öğrenmesi gerekiyor.” demiş. Sonra devam etmiş. “Bizim evrenimiz yaratılmış evrenler içinde en zorlu deneyimlere sahip evren. Bu nedenle yaratılmışlar karanlığa saplanıp, özlerindeki AŞKı unutuyorlar. Hiçbir hatırlatıcı onlara AŞKı hatırlatamadığı için Kartan bizim evrenimize gelip, her yaratılmışa AŞKı hatırlatacak. O bunun için yaratıldı.” demiş. Birben duyduğu bu görev karşısında Kartan’a hayranlığı bir kat daha artmış ve bu hizmet AŞKından gözlerinden AŞK yaşları akmış. Artık Zümrüdüanka kuşunun kalbinin sevgisi ve bilgeliği ile gördükleri daha başka bir anlama bürünmüş.

Perdenin ötesindeki görüntü yeniden değişmiş. Bu defa babası, annesi ve onu yetiştiren tüm sevdikleri ve Kartan toplanmışlar birini bekliyorlarmış. Zümrüdüanka kuşu, “Kartan artık tüm eğitimini tamamladı artık bizim evrenimize geçiş yapacak. Onu evrenimize getirecek görevliyi bekliyorlar.” demiş. Hem Kartan hem de orada bulunan herkes çok mutluymuş. Bu hepsi için büyük bir görevmiş. Hepsi de Kartan’a kendi bildiği AŞKın özgeliğini aktarmışlar. Orada konuşmaya başlamışlar. Ama Birben bu konuşulanları anlamamış. Zümrüdüanka kuşu “Kartan, bizimle yaşadığın her şeyi unutacaksın. Öğretmenin sana öğrettiği en karanlık deneyimleri yaşayacaksın. Gittiğin evrendeki en karanlık varlık, en çeldirici varlık sen olacaksın. Hatta kendini bizi yaratan Yüce Yaratıcı yerine koyacaksın. Tüm yaratılmışları tutundukları karanlık inançlardan söküp kurtaracaksın. Onlar bizim sana öğrettiğimiz AŞKın bilgeliğini senden alırken, sen kendine onlardaki kaosu ve karanlığı alacaksın. Bu yolculukta annen her zaman seninle olacak. Her zaman senin saptığın yolda seni ruhunun görevine getirecek. Eve dönme zamanın gelinceye kadar onun annen olduğunu hatırlamayacaksın. Hatta o evrende en nefret ettiğin, en çok intikam almak istediğin ruh annen olacak. Bunları sana hep hatırlattık. Seni yolcu ederken de bunu sana hatırlatıyoruz. Her ne yaparsan yap, hepimiz sana AŞKla hep destek olacağız. Senin aracılığınla tüm gezegende yaşayan her form AŞKa hizmet edecek. Çok zor bir görev olduğunu ruhun biliyordu. Bunu bilerek bizim evladımız olarak doğdun. Tüm yaşamlarında bütün gezegen olarak hep seninle olacağız. Tüm yaşamlarında hep annen senin AŞKtan sapmış var ettiğin her şeyi arındıracak. O evrende sevgiyi bilen her ruh senden kaçacak. Onlarda tıpkı senin gibi AŞKtan olduğunu bilemeyecekler. AŞKın baki olsun.” demiş ve o anda oradaki tüm konuşmalarda bitmiş. Birben, Zümrüdüankanın kendinin bilmediği dili kendine aktardığını anlamış. Duydukları karşısında hem şaşırmış hem mutlu olmuş. Zümrüdüanka kuşu da “Birben şu an bizim ne büyük bir ana şahitlik ettiğimizi fark ettin mi?” demiş. Birben “Şu an olan şeyin ne kadar mucizevi olduğunu aklen anlamasam da kalbim olanların benim bilgimin ötesindeki bir muazzam plandan dolayı olduğunu hissediyor.” demiş.

Birben ve Zümrüdüanka kuşu bu konuşmayı yaparken perdenin ötesindeki görüntü değişmiş. Beyazlar içinde bir bilge gelmiş ve Kartan’ın karşısında durmuş. Kartan’ın başına ve kalbine ellerini koymuş. Bu bilgenin elleri Kartan’ın başında ve kalbinde dururken Kartan yavaş yavaş küçülmüş. Kartan bebek oluncaya kadar bilge ellerinin konumunu değiştirerek ş-çeşitli işlemler yapmış. Kartan bebek olunca, Kartan’ı yolcu etmeye gelen herkes Karatan’ın kalbine AŞKı nakşetmişler. Alması gereken tüm AŞK enerjisi Kartan’ın kalbine nakşedildikten sonra Beyazlar içindeki bilge onu cübbesinin içine sarıp, ikisi birlikte gözden kaybolmuşlar. Onlar kaybolunca Zümrüdüanka kuşu, “Zaman ve boyut bilgesi, Kartan’ı bizim evrenimizde olması gereken en ilahi zamanda var olması için zamansız ve boyutsuz Hak katına götürdü.” demiş. Birben’i kanatları ile kendi görebileceği bir yere kaldırıp, “Kartan günümüzden bir milyon yıl öncesinde var oldu ve ona anlatılan her şeyi yapmaya başladı. Senin dünyanda da karanlığın içinde kaybolmuşları çıkarmak için yapması gereken tüm kötülükleri yapmaya devam edecek. Ta ki, son karanlık ruh özündeki AŞKı hatırlayıncaya kadar bunu yapmaya devam edecek.” demiş. Bunu dedikten sonra yine Birben’i sırtına koymuş ve yeniden uçmaya başlamışlar. Bu defa her bir ışık fotonu Kartan’ın kaybolmuş ruhun karanlıktan çıkarma yolculuğunun ayrı ayrı hallerinin hikayesini anlatmışlar. Gördükleri ne kadar acı ve ıstırapla dolu olsa da sonu hep AŞK olmuş. Kaosun AŞKa dönüşümünün bu mükemmel hikayeleri karşılığında Birben mest olmuş halde yolculuğa devam ederken bir bakmış ki Zümrüdüanka kuşu ile ilk uçtukları yere gelmişler. Her bir sihirli varlık görünüşte aynı olsalar da her biri daha bilge her biri daha AŞK olmuşlar.

Zümrüdüanka kuşu bu defa Birben’i kanatlarından alıp yere indirmiş. “Sevgili Birben, bu mucizeye şahit olmak için davetimizi kabul edip geldiğin için hepimiz sana teşekkür ederiz. İstanbul’a döndüğünde bu yaşadıklarını uzunca bir süre hatırlamayacaksın. Sana vereceğim bu tüy zamanı gelince burada gördüğün her şeyi sana parça parça hatırlatacak. Burada şahit olduğun mucizeyi tamamen hatırlasan da unutma Kartan’ın daha uzunca bir yolculuğu var. O bu yolculukta görevini yapması için AŞK olduğunu unutacak. Sen Kartan’la karşılaştığında ona kendi hakikatini hatırlatmamalısın. Ondan olan insanlara minik hatırlatmalar yapabilirsin. Ancak hiçbirini zorlama. Onların da seni yormasına izin verme. Sen insan olarak bunu değiştirecek güce sahip değilsin. Hem Kartan hem de Kartan’dan olanlar koskoca bir gezegendeki tüm yaratılmışların AŞKı ile destekleniyorlar. İşte onlar içlerine baktıklarında o desteği görüp, AŞKla kendilerini dönüştürebilirler.” demiş. Zümrüdüanka kuşu bunu söyledikten sonra hep birlikte geldikleri yoldan Kaf Dağı’nın kalbinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamışlar.

Kaf Dağı’nın eteklerine geldiklerinde Zümrüdüanka kuşu ve tüm sihirli varlıklar Birben’in kalbine sımsıkı sarılmışlar. Birben gözlerini kapatıp, bu sevgiyi tüm hücrelerine doldururken, yanındaki yoldan geçen araç sesi ile gözlerini açınca İstanbul’da bulmuş kendini. Gözünü açtığı anda yaşadığı her şeyi unutmuş. Bir adım atmış, önünde kocaman yeşil bir kuş tüyü görmüş. Bu kuş tüyünü yanına alıp, evinin yolunu tutmuş.

Birben, yıllar sonra bu yaşadıklarını hatırlayıp, bir daha unutmamak için onları yazmış, yazmış yazmış…

10.03.2022

Bu sitedeki tüm içeriğin enerjisel alanı kişinin dünya ve doğa ile ilişkisindeki saygıya göre değişir. Kişi dünyaya karşı fiziksel ve enerjisel çevre sorumluluğunu aldığında enerji alanı hak edişince artar. Kişi dünyaya karşı umursamaz ve sömürü temelinde olursa enerji alanı hak edişince azalır.
_
Etiketler: