• 1 sene önce
  • 3Dakika
  • 865Kelime
  • 80

Hayatımızı Kalıcı Biçimde Değiştirme Zamanı

Son günlerde yaşadığımız yangınları tekrar yaşamamak için artık hayatımızı değiştirmemizin zamanın geçtiğini hepimiz fark etmişizdir. Etmiyorsanız insanlıktan önceki son çıkıştan çoktan çıkmışsınızdır.

Sayısal verileri https://www.worldometers.info/tr/ internet sitesinden alıyorum. Daha noktayı koymadan veriler değişiyor.

Şu an dünya nüfusu 7.883.081.300 kişi. Bu zamana kadar dünyada insan nüfusu hiç bu kadar olmadı. İnsanlığın gezegende en kalabalık olduğu zamanları yaşıyoruz. Dünyada yaşayan diğer canlıların hayatta kalmak için bizim gibi ısınmak ya da serinlemek için elektrik ya da yakıt kullanmıyorlar. Hayvanlar bir yerden bir yere gitmek için araç kullanmıyorlar. Onlar bulundukları coğrafyaya adapte olarak ya hayatta kalıyorlar ya da adapte olamayıp ölüyorlar.

1760 yılında sanayi devriminin başlaması ile birlikte hayatımıza ihtiyacımızdan fazla ürün girmeye başladı. Fransız düşünür ve sosyolog Jean Baudrillard 1970 yılında yazdığı Tüketim Toplumu kitabı ile tüketim toplumu olgusu ile bu durumu tanımlamıştır. Kitabın tanıtımında bu konu şöyle özetlenmiştir;

Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. 

Hepimiz yiyecek için dahi olsa çeşitli nedenlerle haftalık alışveriş yapıyoruz. Bu alışverişleri param var alırım demek yerine bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı sorusunu sorarak almaya başladığımızda tüketim toplumu içinden çıkmaya başlarız. 

Evimizde elektriğimizi, suyumuzu aman yüksek fatura gelmesin ya da param var dilediğim gibi kullanırım yerine kendi paramız temelinde değil dünyada var olan doğal zenginlikten tükettiğimizin bilinci ile kullanmaya başladığımızda o zaman insan olmaya başlarız. Bu yıl kullanılan su miktarı da 10.107.325 milyar litre. Dünyada bulunan petrolün bitmesine 15.292 gün, doğalgazın bitmesine 57.238 gün ve kömürün bitmesine 148.406 gün, kalmış. Dünyanın kaynakları sürdürülebilir olmadığı sürece sınırlı. Bu sınırlı kaynağı kullanırken her birimize sorumluluk düşüyor. Hem bilinçli olmalıyız hem de bizden sonraki nesli bilinçlendirerek tüketim toplumunun bir bireyi olması yerine onu insan toplumunun bir bireyi olarak yetişmesine rehberlik etmeliyiz.

Çok yakın dönemi hep birlikte hatırlayalım. Ekim 2020 Hatay orman yangınından sonra, 19 Ekim 2020 İzmir depremi ile sosyal medyada herkes aşırı duyarlı birey haline geldi. Peki, bu süreçlerden sonra yaşamınızda neyi değiştirdiniz? Önemli olan yangın ya da afet durumlarında duyarlı olmamız ya da kenetlenmemiz değil. Bana göre önemli olan hayat döngümüz sıradan rutinler halindeyken dünyamız için kenetlenerek daimi olarak insan olma bilinci ile ilerlemeyi yaşam felsefemiz haline getirmemiz. Yasaklara ya da teşviklere ihtiyaç duymadan yaptığımız her şeyi kendimiz, insanlık ve dünya için en iyisini yaparak yaşamak.

Sürdürülebilir insan yaşamı için ben bireysel olarak ne yapabilirim? sorusunu kendimize sık sık sormak popüler kültür illüzyonundan bizi kurtarabilir. Bu illüzyondan özgürleşmek de bizi tüketim toplumun bir bireyi olmaktan çıkarır. İnsan olarak edebimizle bu dünyada yaşamayı başarırsak dünyada uzun yüzyıllar yaşayabiliriz. Yok edebimizi aşarsak da yok olan türler arasında yerimizi alırız. Dünya üzerinde insan ırkı olmadan diğer canlılara ev sahipliği yaparak varlığını kendi döngüsünde sürdürür.

Kendimizi çok da önemsemeyelim. Dünyada yaşayan canlı nüfusu içinde insan %1’lik bir miktarını oluşturuyor. Dünya olmazsa insanlık var olamaz; insanlık var olmazsa Dünya var olabilir. Seçim tüm insanlık olarak bize ait; dünya ile uyumlu bir şekilde yaşamak için hayatımızı yeniden şekillendirmeye hazır mıyız? Cevabımız hayır ise dünya için bu önemli olmayacaktır. Dünyadan silinen biz oluruz.

Duygu ile yaptığımız sohbetin videosunu izlemek isterseniz;

Bu konuları anlattığım ve sonrasında da arınma yaptığım videoyu izlemek isterseniz; 

31.07.2021

 

You may also like