İçeriğe geç

İnsan Olabilmek

  • 3 ay önce
  • 4Dakika
  • 881Kelime
  • 44Görüntülenme

İnsan Olabilmek

Yazacaklarım sadece okuduklarımdan, gözlemlerimden ve sohbetlerimden çıkan bir konu.

Bizim bilmemize izin verilen insanın ilk yaratılışında insan yaratılmışlar içinde en değerli olan varlıktı. Çünkü Allah yaratırken insana kendinden bir parça vermişti. Yaratılışın içinde herşey vardı. Hem pozitif hem de negatif. Hangi yoldan yürüyeceği insanın seçimine bağlı idi. Melekler pozitif yolun görevlileri şeytan da negatifin görevlisi idi. Ne iyi ne de kötü vardı herşeyi insan adlandırdı.

Bize üflenen nefesle birlikte ilk olarak biz kendimize saygı göstermeliydik. Kendimize saygı göstermek bizi yaratana saygı göstermekti. Cennetten dünyaya inince insan ruhsal özden daha çok maddeye bağlanmak zorundaydı. Ama insan seçimleriyle maddeye o kadar bağlandı ki yaratılış özünü unuttu. Ne kendisine ne de diğer insanlara saygısı kalmadı. Negatif yolun zevkleri ile kendinden geçiyordu. Ama bizi yaratan bize kıyamadı insanlığa özünü hatırlatması için peygamberler ve dinler getirdi. Aslında dinlerin ortaya çıkması insanlığın ne kadar acizliğinin göstergesiydi ama bunu bile fark edecek durumda değildik. Kendimizi yine egonun tuzağına düşürüp bizim ayrıcalıklı olduğumuzu düşündük.

Dini emirlerde yapılması gereken ibadetlerin aslı şu an yapılan görev ibadetler değildi. Bizi Yaratan onunla konuşmamız huzuruna çıkmamız için bize bunu yaptı. Örneklemeler yapınca ben de egomu devreye sokmuş olacağım. Kendimizi ve etrafımızdakileri gözlemlememiz bu söylediklerimi anlamak için yeterli olacaktır.

Çok iyi bir müslüman olduğumu idda etmiyorum. Bir bayan olunca bazı şeyleri sorgulamamak benim için zor oluyor. Sorguluyorum sorguladıklarımın cevabı da benim içimi ferahlatacak şekilde geliyor. İslamiyette kadının yerini sorguluyordum. Neden hep bir adım gerideydi madem son din ise neden eşit değildi. Bu benim düşüncem sadece görünenin böyle olduğuydu. Aslında İslamiyetin özünde kadın yüceltiliyordu. İsalmiyet gelmeden önce cinsel sapkınlık o kadar ileriye gitmişti ki kadınların namusu hep tehdit altındaydı. Onu koruyacak hiç bir güç yoktu. Çünkü söz sahibi erkeklerdi ve erkeklerin çoğu da negatif yolda olan şehvet tarafından esir alınmışlardı. Hala da bu esareti sürdüren çok sayıda erkek mevcut. Bu şehvetin içinden kadını kurtarmak için onu toplumdan ayırdı.İlk erkek ve kadın kutsal olarak yaratılmıştı. Ama insan neslinin var olması için bundan sonra görev kadına düşüyordu. Kadın saf kalabilmeliydi ki gelecek nesiller de saf olabilsin. İslamiyetten önce kaybolan bu saflık tekrar kadına kazandırılıyordu.

Her din ya da öğreti boyutlarla indi. Mevlana’nın bizlere yaptığı hatırlatmada bu. Okyanus ne kadar büyük ve zengin olursa olsun, herkes kendi kabı kadar su alabilmektedir. Eğer bir din ya da öğretiden biz korkularla mesaj alıyorsak biz korku boyutunda bulunuyoruzdur ve aslında bize verilmek istenilen mesajın özünü fark edemiyoruzdur. Bizi Yaratan bizi cezalandırmaz sadece bizim iyi insan olmamızı ister. İnancımız her ne ise okuduğumuz her bilginin, duanın sevgi boyutundan bize ulaşmasına izin verelim.

Büyüdüğüm şehir din açısından biraz yoğun olan bir yerdi. Din derslerimiz belki de almamız gerekenden daha çok ilave bilgi ile işleniyordu. Çocukken beni en çok zorlayan Allah’ı herhangi bir şekle sokma günah. Çocuksun yapma denileni daha çok yapasın geliyor. Dua ederken hep aklıma bir görüntü geliyor işte ama günah ya hemen yok ediyorum. Yapılmamalı. Aslında bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz her şey ondan ortaya çıktığı için onun tam halini algılayamıyoruz. Bu söylesenizde bizi korkutmasanız ya. Neyse ki önceden bana verilen korku boyutundaki bilgilere rağmen Allah’ın sevgisinin yolunu bulabildim. Belki de korku boyutu ile verilenler doğrudur kim bilir ama ben sevgi boyutunun güzelliğini yaşamayı seçiyorum.

Ya insanlık ona gelen yol göstericilerden herhangi biri ile yaratılış özünü hatırlayıp kendini erdemli hale getirecek ya da bu oyunun sonu gelecek. Seçim bizim. Hepimiz negatife hizmet eden yönlerimizi fark edip onu dönüştürdüğümüzde insanlık mükemmeliği ortaya çıkarmış olacak. Her şey bu kadar basit.

21.02.2014

Bu sitedeki tüm içeriğin enerjisel alanı kişinin dünya ve doğa ile ilişkisindeki saygıya göre değişir. Kişi dünyaya karşı fiziksel ve enerjisel çevre sorumluluğunu aldığında enerji alanı hak edişince artar. Kişi dünyaya karşı umursamaz ve sömürü temelinde olursa enerji alanı hak edişince azalır.
_
Etiketler: