Acıdan Hizmete
Kişisel gelişim yolculuğuna, hayatımda yaşadığım acılara bir çözüm bulmak için girmiştim. Aslında başlangıçta arayışım çözüm gibi anlam bulsa da çoğu kişisel gelişim yolculuğuna başlayan insan gibi, bir tekniğin sihirli değnek dokunmuş gibi hayatımı değiştireceğini zannediyordum. Ancak böyle bir şey olmadı. Bunun olmamış olması da benim için çok iyi oldu.
2010 yılında başladığım bu yolculukta kendimle çok yüzleştim. Kendime söylediğim çok yalanımı yakaladım. Buna rağmen yolu yürümekten vazgeçmedim. Kişisel gelişimle başlayan yolculuk spiritüel gelişim yolculuğuna evrildi. Bu evrilme ile birlikte, 2015 yılından sonra sadece kendime değil, “daha çok insan ve kendimi nasıl şifalandırabilirim”e dönüştü. 2017 yılından itibaren de önceleri ufak arkadaş grupları ile sonraları da internetteki platformlar aracılığıyla biraz daha fazla sayıda insanla buluşmaya başladım.
2025 yılında bu yolculuk da bana yetmemeye başladı.Spiritüel gelişim yolculuğu da bitip, yolculuk tasavvuf yolculuğuna dönüştü. Yol kendini başka bir hale dönüştürmüş olsa da zihinsel olarak ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
17 Aralık’ta izlediğim Şeb-i Arûs mukabelesi, neden spiritüel alanda olmam gerektiğini hizmet AŞKı bilinci ile anlamama vesile oldu. Spiritüel bilgiler içinde aklı karmış, bu nedenle Allah’la arasına mesafe girmiş insanların önündeki “insanlık planı çarpıtmalarını” arındırmak için tam olmam gereken yerdeydim. Bu bilinç kalbimin mutmain olmasını sağladı.
Kalbim çözümünü bulmuş olsa da aklımın da cevaplara ihtiyacı vardı. Aklım için cevaplar da hayatım boyunca zihnimi mutlu etmiş kitaplar aracılığıyla geldi. Aralık ayı sonunda katıldığım Tüyap Kitap Fuarı’ndaki imza etkinliği, yıllarca aradığım anahtarı bulmamı sağladı. İmza günündeki yaşadıklarımı dilerseniz buraya tıklayarak okuyabilirsiniz..
O gün Haşim Hoca’nın önerdiği kitaplardan biri Bir Devir Üç Veli kitabıydı. Bu kitapta Haşim Hoca akademik birikimini, akademisyen olmayan herhangi birinin de anlayabileceği yalınlıkta; Ahi Evren’in, Hacı Bektâş-ı Veli’nin ve Yunus Emre’nin hayatlarını anlatarak sunuyor. Bu zamana kadar Hacı Bektâş-ı Veli ve Yunus Emre’ye dair çok okumam ve zaman zaman kısıtlı da olsa ruhsal bağım oldu. Ahi Evren ise sadece adını bildiğim bir veliydi. Bu kitap aracılığıyla Ahi Evren ile tanışmış oldum.
Bu kitap aracılığıyla Ahi Evren’in kurduğu ahi teşkilatındaki her bir zanaat kolunun, aslında insan olarak her birimizin sahip olduğu yaşam içindeki kimliklerimizi yeniden inşa edip, kendi acımızı Hakk için halka hizmete dönüştürebileceğimizin fikrini bende oluşturdu. Benim için bu proje çok heyecan verici oldu. Bu heyecanımı AŞK Şifası (Ocak 2026) Youtube canlı yayınında anlattım.
Bu süreçte sadece bu kitabı okumadım. Haşim Hoca’nın hem kendi Youtube kanalında bulunan videoları hem de Youtube’da bulunan çok sayıdaki videolarını izledim. Ahi Evren’in kimlikleri erdemle hayata uyarlamak için; yaşadığımız ülkenin oluşumundaki Türk boylarının ilk ortaya çıktığı zamandan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar olan süreçteki her bir kültürdeki ışık, sevgi ve AŞKı da daha önce bu topraklarda yaşamış tüm kültürlerin değerlerinde yaptığım arınma ile harmanlamam gerektiğini hissettim.
Haşim Hoca’nın objektif, hem akla hem gönle dokunan anlatımı izlediğim her videoda beni tarihin başka bir anına götürdü. Çeşitli ideolojiler nedeniyle arama mesafe koyduğum liderlerin, padişahların ve o yönetim altındaki halkın Allah’a hizmet eden tarafını görmeme vesile oldu. Yaşadığımız coğrafyada yaşamış Allah’a hizmet edenlerin yaşam felsefesi beni güçlendirdi ve umudumu tazeledi.
O değerleri sadece kendime saklamak istemiyorum. Bu değerlerle benim liderliğimde bir şey olsun da istemiyorum. Hakk’a hizmet edenlerin hizmet yolundaki engelleri az ya da çok gönlünde arındırmak isteyenlerle birlikte, eşit olarak şekillendirmek istiyorum. Bu hayalimin sonuçlarını yaşadığım süre içinde görür müyüm bilmiyorum. Artık görmeyi de beklemiyorum. Sadece geçmişin değerlerini yaşadığım anla birleştirmek istiyorum.
Eğer bu satırlar size de “Evet, artık acılarıma tutunup üzülmek yerine eyleme geçeceğim” çağrısı yapıyorsa, gelin sizde ilk adımı şu niyetle atın:
“Allah’ım, bu yaşamda Seninle yaptığım anlaşmada yarattığın kullarına hizmet varsa. Bu hizmetimi maddi, manevi, zaman ve mekân kaygılarından özgürleşerek yapabilmem için bana yardım et. Kendi hizmet yolumda benim yolumu kolaylaştıracak kullarınla buluşmam gereken zamanda, buluşmam gereken platformda buluşabilmem için bana yardım et. Hizmetimde kendi hakkımı, ailemin hakkını ve yarattıklarının hakkını yemeden Yapabilmem için aklıma ışık bilgeliği, kalbime saf AŞKın gücünü bahşet. Hizmet yolculuğumda önüme koyduğum egosal ya da nefsi illüzyonlarımdan Sana sığınıyorum. Bu hizmet alanımda direkt ya da dolaylı şeytanî oyunlardan beni, ailemi ve sevdiklerimi sen koru.”
Sosyal medyada paylaştığım bu niyet sonrası biz ilk online toplantımızı 18 Ocak 2026 Pazar akşamı küçük bir grupla yaptık. Kalbim hem yüz yüze hem de online olarak bu toplantılara bir araya gelmeyi ve birbirimize güç vermeyi istiyor. Dilerim niyetim saftır ve gerçekten bu düşünce Allah’a hizmet eder ve ömrüm boyunca ben bu eylem içinde olurum.
21.01.2026

