• 8 ay önce
  • 6Dakika
  • 1490Kelime
  • 241

Sokak Hayvanlarının Enerjileri

Sokak hayvanlarının toplatılması yerine, o insanlarla etkileşimde olan insanların enerjisinin arındırılması gerektiğini düşünüyorum. Sokak hayvanları ile kendi iletişimimi yazacağım.

10 – 11 yaşlarındayken bizim eve yakın bir yerde olan sahipli, ancak bağlanmadan yaşayan bir köpeğin kovalaması sonrasında kedi ve köpeklere dair çok fazla korku ile yaklaşık 25 yıl yaşam sürmüş bir insan olarak deneyimlerimi ve gözlemlerimi aktaracağım.

İlk olarak beni kovalayan köpeği size anlatayım. Bu köpek çiçekçilik yapan birinin dükkanın yanında beslediği bir köpekti. Bu köpeği koca koca adamlar saldırgan hale gelsin diye çokça uğraştılar. Köpek oyun derdindeydi, onlar köpeği saldırgan yapmaya çalışıyorlardı. Köpeğin beni kovaladığı gün de kar yeni yağmıştı ve yolda kimse yoktu. Köpek de bana doğru koşa koşa geldi. O esnada oynamaya mı geldi yoksa beni kendi bölgesinden uzaklaştırmaya mı geldi, hiç bilmiyorum. Var olan içimde korku büyüdü ve beni kaçmaya programladı. Ben köpeğin koşarak bana doğru geldiğini görünce kesin beynimin korteks bölgesi kapandı ve amigdala devreye girdi. Amigdala da kendini hayati tehlike altında hissettiği için kaç komutunu verdi. Bu komut üzerine ben koşmaya başladım. Sonra beynim neyi kaydetti, ‘sana doğru gelen bir köpek varsa bu yaşamsal tehdit.’ Benim zihinsel düzeyde hatırlamadığım zamanda, kedi ile ilgili hayatta kalma korkumla bu kayıt birleşip kendini büyütmeye başladı. Çok da başarılı oldular 😉 

Bu durum artık hayatımı yaşanmaz hale getirdiğinde ben değişim için çalışmalar yapmaya başladım. Uzun uğraşlar sonucu ve Fıstık’ın desteği ile bu korku gitti. Tabi korku gitse de yine de ani kedi ve köpek hareketlerinde tedirgin oluyorum.

Bu süreçten sonra sokak hayvanlarından kendini sevdirmek isteyen olunca onları sevmeye başladım. Bu sevme esnasında her birinin alanında biriken negatif insan enerjilerini fark ettim. Gördüğüm her sokak hayvanından mutlaka insanların enerjisini onlardan arındırıyorum. O enerji alanlarından temizlendiğinde gözleri parlıyor ve saf sevgi paylaşımına geçiyorlar.

Sokak hayvanları ve evcil hayvan dediğimiz hayvanların hepsi, daha önce kendi başında doğada yaşayan bizim vahşi hayvan diye tanımladığımız hayvan türleriydi. Hayvanları doğal ortamından ayrıştırıp onları doğal döngü içinde yaşayamaz hale getirip, sonra da onları sağlıksız ortamlara sıkıştırmak hiç adil değil. İnsan madem tüm yaratılmışların en şereflisi, o zaman bu şerefe uygun olarak tüm canlıların yaşam koşullarını adilane bir şekilde gerçekleştirmeli. 

Gerçekten hayvanları seviyorsanız, bu yaşadıklarımız karşısında negatif enerjinizi arttırmayın. Bu negatif enerjiler öfkelendiğiniz insanlara değil, sevdiğiniz sokak hayvanlarına daha çok gidiyor. İnsan bedeninde dolaşıp, hayvandan daha çok dünyaya zarar veren insanlar ve insanımsılar var mı? Evet var. Bunlar için herhangi bir işlem yapılıyor mu? Hayır, onlar ellerini kollarını sallayarak insana, hayvana ve dünyaya zarar vererek dolaşıyorlar. İşte bu grup, duyarlı insanları tetikleyerek hayvanların ve bitkilerin yerlerini yok edip; kendileri bu yere geçmeye çalışıyorlar. Hayvanların ve bitkilerin yaşam enerjisini sömürmeye çalışıyorlar. Onların bu oyunu gerçek olmasın diye biz bol bol sevgi çalışması yapalım ki hayvanlar insanlarla uyum içinde olsunlar ve onların özgürlükleri ellerinden alınmasın.

Dönüşüm Çalışması

“Şu an kendimi ilahi sevgi şifasına açıyorum. Şu an dünyada bulunan ilahi izinli olduğum tüm hayvanların alanındaki insanlardan gelmiş sevgi olmayan enerjilerin her bir hayvanın frekansına uygun arınması için sevgi enerjisini gönderiyorum. İlahi izinli olduğum dünyadaki 12 yaş altındaki çocukların enerji alanından temizlemem gereken sevgi frekansının altındaki enerjileri onların frekansına uygun olarak ilahi yasalara göre arındırması için sevgi enerjisini yönlendiriyorum. İnsan olarak benim gücümün ötesindeki her şeyi Yaratıcı’ya teslim ediyorum.”

Daha önce yazdığım çalışmaların hepsini seslendirdiğim video ile yapmak isterseniz o da burada.

Aşağıdaki meditasyonu “Dünya üzerinde yaşayan esaret altında tutulan hayvanların sağlıklı ve sevgi gerçekliğinde özgürlüğü ilahi yasalara göre gerçek olsun.” niyeti ile de dinleyebilirsiniz.

Bu yazıyı okuyan hayvan korkusu olduğu için sokak hayvanların toplatılmasını destekleyenler, burada size son bir sözüm var. Ben hayvanlarla olan iletişimimi sevgiye dönüştürdüysem bunu sizde yapabilirsiniz. Bu korkunuzun sizi yanlış kararları onaylatmasına izin vermeyin lütfen. İsterseniz buradaki videoyu uygulayarak sizde hayvan korkunuzdan özgürleşebilirsiniz.

İnsanların ve hayvanların saf sevgi ile iletişimde olduğu güzel günlerin bizimle olması için hepimiz empati yaparak karşımızdakini dinleyelim ve çözüm bulalım ki bu günleri yaşayabilelim.

Evinde hayvan besleyen ya da hayvan severler sizlere de bir sözüm var. Korkan biri ile karşılaştığınızda onun korkusunu lütfen küçümsemeyin ve ‘bu sana bir şey yapmaz, korkacak ne var’ gibi cümleler kullanmayın. Bu cümleler kişinin o hayvanla korkusunu gidermesine değil, o insanın savunma mekanizması geliştirip korkusuna tutunmasına vesile olur. Onun yerine ‘ne yaşadın da bu hayvandan korkuyorsun? Benim bildiğim hayvan sevgisini saf gerçeklikle sana aktarmama izin verir misin?’ gibi sorularla onu anlamasanız da onun için çözüm yolunda olduğunuzu anlasın. Beynimizdeki kayıtların değişebilmesi yargı ile değil sevgi ve empati ile mümkün olur.

Geçmişte hayvanlardan korkan ve artık hayvanları seven biri olarak bunları her iki taraf için ifade ediyorum.

Tabi hayvanların saldırgan olmasının bir nedeni de onlara istemedikleri davranışları yapmamızdan kaynaklanıyor. Bunu da Fıstık’tan öğrendim. Fıstık sevilmek istemediği zaman onu seviyorsam beni gagalıyor. Karşımızdaki hayvan ne istiyorsa ona o şekilde yaklaştığımızda etkileşim sevgi ile oluyor, onun istemediği etkileşimde doğal olarak sevgisizlik ortaya çıkıyor. Arada Yaşam Vadisindeki kargaları beslemeye gidiyorum. Güvercinler, besleme sırasında insana daha çabuk yaklaşıyorlar, kargalar ise oldukça temkinliler. Onların yemi yemesi için yemleri çok yavaş atıyorum ve onlara ‘Ben sizi beslemek için geldim. Size zarar vermem, lütfen benden kaçmayın’ diyorum. Ben kargalara bin bir özen gösterirken çocuklar, onları kovalamaktan büyük bir zevk alıyorlar. Bu zevkin nedeni de anne ve babasının bu davranışının yanlış olduğunu ona söylememesinden kaynaklanıyor. Kuş kovalama sadece benim bire bir şahit olduğum durum değil. Sosyal medyada da özellikle güvercinleri yem yerken koşan çocukları videoya çekip paylaşan ebeveynler çokça var. Çocuk, hayvana istediğini yapma hakkını gördüğünde, insandan daha güçlü olan bir hayvanın da ona saldırması çok daha doğal. Bir de hayvanları saldırganlığa teşvik eden çocuklar var. Bu durumu çocukluğumdan hatırlıyorum, yine Yaşam Vadisi yürüyüşlerimde hayvanları saldırmaya teşvik eden çocukları da yakın zamanda gördüm. Kırk yılda değişen bir şey olmamış. İnsanlar hayvanın doğal haline müdahale ediyorlar. Hayvan da kendinden güçsüz gördüğü başka bir insana bu davranışı yansıtıyor.

Bu sürecin değişebilmesi için bana göre hayvan severler, hayvanlardan korkan insanlara hayvan davranışını anlatsa; okullarda hayvana karşı nasıl davranılması gerektiği öğretilse ve sokak hayvanlarını besleme faaliyeti yapılsa doğru bildiğimiz yanlışlardan özgürleşeceğiz ve hayvan dostlarımızla olan ilişkimiz sevgiye geçecek.

26.12.2021

You may also like