Cam Ayakkabıdan Kalbe – Yaşam Hikâyesi
Yeni bir yaşam hikâyemiz sizlerle. Yaşam içinde hayallerimizde oluşturduğumuz masalsı dünya gayret gösterince yaşam gerçekliğimiz olabiliyor. Hayallerimizdeki masalların yaşam gerçekliğimiz olması esnasında birileri hayatımıza dahil olabiliyor. O insanlar önemli yol ayrımlarında bize destek oluyor olsa da hepimiz kendi hikâyemizde en büyük cesareti gösteren insanız. Haydi hep birlikte bir masalın gerçeğe dönüşmesi hikâyesine gidelim.
Cam Ayakkabıdan Kalbe: Külkedisi Benim
Ben bir zamanlar masallardaki gibi, evin içinde, iş yerlerinde hep bir şeyleri yetiştiren, düzenleyen ama kimsenin fark etmediği bir kızdım.
Tüm dikkatler başkalarının üzerindeyken, ben hep gölgede kalmayı seçmiştim. Belki seçmek zorundaydım. Belki de başka türlüsünü bilmiyordum.
Ama içimde her zaman bir şey vardı… Küllerin altında sönmemiş bir ışık. Bir gün biri gelecek ve beni fark edecek sanmıştım hep. O “biri” bir prens olur belki diye düşünmüştüm çocukken. Masallar öyleydi çünkü…
Sevgiye Layık Olmayı Bekleyen Kalp
Ben de Külkedisi gibi, bir gün biri çıkıp da bana “Sen varsın, sen güzelsin, sen değerlisin” diyecek diye bekledim. Kendimi anlatmadan, sessizce, içimden sevilmeyi hayal ettim. Tıpkı onun gibi… Ama sonra fark ettim ki… Ben hep başkalarının gözünde değerli olmayı beklerken, kendi gözlerimde görünmez olmuşum.
Aşkı hep bir kurtarıcı gibi görmüşüm. Ama gerçek aşkın, önce kendime uzattığım bir el olduğunu Yasemin Derya Metin’in rehberliğinde anladım. O “prens” dediğim kişi, aslında kendi kalbimmiş. Kendimle ilk kez sevgiyle göz göze geldim.
Görünmeyen Emek
Külkedisi sabah akşam çalışır, görünmez ama gereklidir. Ben de yıllarımı bu çaba içinde geçirdim. İş yerinde, evde, hayatta… Her şeyde “düzen” oldum, ama çoğu zaman “ben” olamadım. Emek verdim, ama adım anılmadı. Destek oldum, ama güçlü olarak görülmedim. Yaraları sardım, ama kimse benim yarama dönüp bakmadı. Ve uzun zaman sonra anladım ki; ben değerimi başkalarının onayında ararken, asıl sahneye çıkmayı unutan kişi benmişim. Benim sahnem, benim hakkımdı. Görünmek için değil, gerçekten var olmak için çalışmam gerekiyordu. Şimdi, emek verdiğim her alanın içinde önce kendimi onurlandırmayı öğrendim.
Masaldan Uyanmak
Bir gün Taner Hocamla yaptığım sade bir sohbet sırasında birden bir ışık yandı içimde. Sanki biri perdeyi araladı ve ben o an kendime şöyle dedim: “Sen Külkedisi’sin. Bu senin hikâyen.”
O kadar yıl boyunca kendimi anlatamamış, susturulmuş, ama anlaşılmak istendiğim halde o kadar geri planda kalmıştım ki… Masalın içinde yaşadığımı bile fark etmemişim. Ama o konuşma, o anda içimde bir kapı açtı. Sonra aynaya baktım… Ve gördüm ki ben hâlâ oradayım. Ama artık küllerin içinde değilim. Işığa yürüyen, tereddütsüz bir ben var içimde.
Masaldaki peri anne bile, sadece kendi içimdeki ışığı hatırlatan bir figürmüş. Yasemin Derya Metin’in çalışmalarında her nefes, her meditasyon, her yönlendirme, o içteki şefkatli sesi tekrar duymamı sağladı.
Camdan Ayakkabı Değil, Kalpten Ayak İzi
Cam ayakkabı artık bir kurtuluş değil benim için. O, sadece bir sembol. Gerçek olan şu: Ben artık kendimin seçtiği bir yolu yürüyorum. Ve bu yolun her adımında, Yasemin Derya Metin’in rehberliğinde büyüyen, gelişen ve derinleşen bir “ben” var. Kendisini uzun zamandır takip ediyorum ve tüm çalışmalarını kalpten yaparak gerçek bir dönüşüm yaşıyorum. Yasemin Hanım’ın tüm çalışmaları bana kendi sesimi duymayı, kendi özümü kucaklamayı, dış dünyanın kalıplarına göre değil, iç dünyanın hakikatine göre yaşamayı öğretti.
Şimdi biliyorum: Ben o masaldaki kızdım… Ama artık o masalın yazarıyım.
Şükran ve sevgiyle…
30.06.2025
Not: Eğer sizde benimle yolculuğunuzu bu yolda yürüyenlere cesaret vermesi için paylaşmak isterseniz bilgi@yaseminderyametin.com mail adresime Konu kısmına Yaşam Hikâyesi yazarak paylaşabilirsiniz.

