Gerçekten Ruhumuzu Olgunlaştırmaya mı Çalışıyoruz Yoksa…
Hayat içinde her öğretinin kendine özgü bir dili var. Kişisel ve ruhsal gelişimde de durum böyle. Bu yola başladığımda bilmiyorum demek istemediğimden mi yoksa kelimelerin öneminin farkında olmadığımdan mı bilmiyorum kelimelerin içeriğine çok odaklanmıyordum. Bu odaklanmamam nedeniyle de bir sürü ışık olmayan şeyi alanıma ışık olduğunu varasayarak aldım.
Bunun nedeni benim için şuydu, hayatımın içinde o kadar kaos vardı ve ben artık bu kaostan boğulmak üzereydim. Hayatta kalmak adına kişisel gelişim ve ruhsal gelişim yanılsama simitlerine tutundum. Bu yanılsama gerçekten beni ölümden korudu. Korudu korumasına da Allah gibi karşılıksız ve sınırsız olmadığından maddi ya da manevi ederinden çok şey aldı.
2017 yılından beri hem kendimin hem de bilgi almak isteyenlerin bu yanılsamalardan kurtulması için yayınlar yapıyorum.Kendim için çok faydalı olsa da beni yıllardır takip edenlerin bir kısmı için anlattıklarımın hiç bir anlam ifade etmediğini yazılan yorumlardan görüyorum.
Bu yolda kendinize şu soru ile bir referans belirleyebilirsiniz, Yaptığım çalışmayı sadece kendi mutluluğum için mi yoksa kendimin ve insanların mutluluğu için mi yapıyorum? Eğer birinci cevabı veriyorsanız siz ruhsal yolculukta değilsinizdir, sadece size sunulmuş ruhsallık ya da spiritüellik yanılsaması içindesinizdir.
Bu yanılsama içinde olmanızın bana faydası ya da zararı mı var ki ben bu hoş olmayan gerçeklikle sizi yüzleştiriyorum. Bunun Dünya’da yaşayan canlı cansız tüm yaratılmışa zararı var. Sadece kendiniz için çalışma yaparsanız diğer yaratılmışların farkında olmadan hakkını yiyorsunuz. Bu hakkı yediğinizde Yaratıcı size hoş görülümü yaklaşıyor diğer kullarının hakkını gözet miyor mu? Elbette hayır. Tüm yarattıklarının hakkını gözetiyor. Dünyasal olarak hakkı yenilenin varoluşsal boyutta muhteşem haklara kavuşuyor. Burada sırtına yük alan diğerinin hakkını yemiş olan oluyor. O yük altında bir gün ilahi adalet ve denge gereği yaşamı ezilip darmadağın oluyor. Bu dağılmanın nedeni Yaratıcı’nın insanı cezalandırması değil sadece ilahi adaletin karşılık yasası. Bu darmadağınlık yaşanmak zorunda değil.
Hayat içinde sevginin gücü yaşamın merkezinde olursa yanılsamalar kendiliğinden kaybolur. Bu sevgiyi Yaratıcı yarattığı her insana tam olması gerektiği kadar verdi. İnsan doğduktan sonra yetiştiği çevre koşulları bu sevgiyi perdeledi. İnsan o sevgiyi kendi içinde aramaya başladığında sevgi kişinin bilinci ile rezone olup, bulunduğu perdenin altından o kadar güçlü parlayacak ki hiçbir insanın bunu içsel gözlemle algılamaması ya da sezgisel gözü ile görmemesi mümkün değil. Sevgi görünür olduğunda da insan bu sevgiyi kendinden başlayarak farkında bile olmadan Yaratıcı’nın izin verdiği minerallerle, mikroorganizmalarla, mantarlarla, bitkilerle, hayvanlarla ve insanlarla paylaşacak. Bu paylaşım huzura eriştiğinde tüm yaratılmış da aynı şekilde o insanla bu sevgiyi paylaşacak.
Bu kadar güzel bir birlikte etkileşim alanı varken bencilce tek başına insan kalbine dokunmayan maddi zenginliği hırsla çoğaltmaya gerek var mı?
06.01.2026

