İçeriğe geç

Sadece Allah’a Dayanmak

Sadece Allah’a Dayanmak 

Hayat içinde gözle gördüğümüz madde âleminden olan insanlara güvenerek yaşam sürme alışkanlığımız var. Nesiller boyu inançlı dahi olsa insanlar bunu birbirine çoğunlukla farkına varmadan öğretiyor. 

Bu öğretiyle olan bağımı bana yıllar önce yaşamış Allah Dostu İmam-ı Gazzâlî’in kardeşi Ahmed Gazzâlî Et Tecrid Fi Kelime’tüt’Tevhid Risalesi ve Şerhi kitabı ile öğretti. Bu kitabı aklen anlayarak okumadım. Onun dilini anlayabilecek kadar tasavvuf ilmine sahip değilim. Kitap Peygamberimizin kutsi hadisi olan ‘Lâ ilahe illallah Benim Kalemdir Bu Kaleye Giren Kimse Benim Azabımdan Emin Olur’ hadisini hayatın çeşitli çerçevelerinden olan bağını anlatıyor.  

Benim bu kitaptan ilk öğrendiğim henüz Allah’ın hikmetini idrak etmediğim zamanlarda Allah’ı fark etmeden sevdiklerimle oluşturduğum Allah hikmeti ile uyuşmayan bağlarımın sökülmesi oldu. Burada aslında Allah ne bana ne de sevdiklerime ruhsal boyutta kötülük yapmıyor. Ancak dünyevi gözle baktığımızda bu bir yıkım. Yıkım olma nedeni de sebeplerin ve sonuçların hepsinin arkasındaki gücün Allah olduğunu unutup insan varlığını sorumlu tutmamız oluyor.  

‘Lâ ilahe illallah’ zikrini gönülden çektiğimizde kendi kendimize inşa ettiğimiz güçsüz kalelerimiz yıkılıp, yerine Allah’ın sonsuz kudreti ile inşa olan Allah’ın kalesi bizim yaşamımızda inşa oluyor. Bu inşanın sonucu herkes için farklı yeni bir hayat gerçekliğini ortaya çıkarıyor. Bu gerçeklik egoyu hiç mutlu hissettirmeyecek 😊 nefiste eğer kendi tekâmülünü Allah’a doğru henüz ilerletmemişse onun da mutlu olmasını hissettirmeyecek. Nefis kendi yaratılış hikmetinin Allah’tan olduğunu bilir ve yolunu ona yöneltirse o zaman yeni hayat onun mutluluğu hissetmesine aracı olacaktır. Burada nefsin mutluluğunda Amerika menşeili gelen kişisel gelişim yalanları ile bezenmiş şeytanî hazlardan uzak olduğunu belirteyim ki, şeytanî bilinç tarafından şekillenmiş hayallerinizi gerçekleştireceğinizi sanmayasınız. 

‘Lâ ilahe illallah’ içinde sonsuz hikmet barındırıyor. Benim hikmetlerden açabildiğim ve anlayabildiğim ilk şey, yaşamak için herhangi bir insan varlığına kendini bağımlı kıldıysan ya da biri seni bağımlı kıldıysa bu oyundan çıkmak. Nefes alıp vermemiz nasıl ki bizim hükmümüzde değil, yaşamak da aslında bizim hükmümüzde değil. Allah’ın dileğine tabi olup, onun istediğini hâl edinmeye nefsimizin izin vermesi gerekiyor. Yalnızlıkla barışmak ve yalnızken gücün Allah’tan sana bahşedileceğine inandın mı her şey yoluna giriyor. Ama ben bu basit öğretiyi henüz içselleştiremediğimden bu öğreti benim için oldukça zor bir deneyime dönüştü.  

Zihnim ve nefsimle bu öğretiyi dengeye getirmenin yolunu bulacak mıyım onu da zaman gösterecek. 

26.09.2026 

 
Bu sitedeki tüm içeriğin enerjisel alanı kişinin dünya ve doğa ile ilişkisindeki saygıya göre değişir. Kişi dünyaya karşı fiziksel ve enerjisel çevre sorumluluğunu aldığında enerji alanı hak edişince artar. Kişi dünyaya karşı umursamaz ve sömürü temelinde olursa enerji alanı hak edişince azalır.
_