Sevgi ile Yaşamak
Ben sevgiyi bilen bir ruh olarak doğmadım. Düalitenin ikilik kurallarına tabii olarak sevgiyi bilmek adına hem korku hem de sevgisizlik programları yaşamımda var oldu.
Korku programları sevgisizlik programlarına göre daha kolay tespit edilebiliyor olsa da iki öğretiyi tamamlamak da kolay değil.
Ruhsal uyanışımdan sonra benim önceliğim somut olan korkularımın dönüşümünde çalışmak oldu. Bu korkulardan hayvan korkularım çok fazlaydı. Bu korkularımdan özgürleşmem için Allah bana çok tatlı bir öğretmen gönderdi. Sizler de o tatlı öğretmenle meditasyonlarda ölünceye kadar zaman zaman bir araya geldiniz. Minnoş Fıstık bana harika bir öğretmendi. Temas ettiğim hayvanlarla olan korkularım benden ayrıldıkça soyut korkularımı daha çok fark etmeye başladım.
Bu soyut korkularımdan en baskın olan da sevdiklerimin ölümüydü. Sanırım 50 yaşa doğru ilerlerken artık bu korkuya karşı da daha cesur olmaya başladım. Bunun nedeni de şu, her yaratılmışın öleceğini kabullenmemi engelleyen ölümsüzlük illüzyonlarından kendimi arındırma kararlılığım oldu. Korkularımız bizim mantığımızın devrede olmadığı daha çok duygularımızın aktif olduğu süreçte bizi hayatta hareketsiz bırakıyor. Bu nedenle de hayat içinde süreci deneyimlemeden ölümün dünyada ilk kez bizim başımıza gelmediğini kendimize öğretmemiz gerekiyor.
Doğa ölüm döngüsünü her yıl bize harika bir kararlılıkla mevsimler aracılığıyla öğretiyor. Doğa ile bağ kurma şansınız yoksa evinize bir bitki alıp, onu gözlemleyerek ölümün her koşulda olduğunu kendinize öğretebilirsiniz.
Son konu olan sevgisizliğe dair de ufak tefek bir şeyler yazayım. Her ruha Allah sevginin başka bir veçhesini vermiş, o nedenle de aslında hiçbirimiz sevgiye dair aynı şeyi bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de karşımızdaki insanın sevgisi bize sevgisizlik gibi gelebiliyor. Bu sevgisizlik konusunu anlamlandırmada Gary Chapman’ın Beş Sevgi Dili kitabı zihnime çok destek olmuştu. Sevgi elbette orada yazılan 5 sevgi dili ile tanımlanamaz. Ancak toplumsal olarak birbirimize öğrettiklerimizi sınıflandırmada bize yardımcı olur.
Hayat planımda ailem ve çevremdeki insanlar tarafından genelde sevilen biri olarak sevginin farklı halleri ile bağ kurdum. Ancak ruhumun bildiği sevgiden, bu sevgilerin çoğu çok farklı olduğundan zihnim zaman zaman sevilmiyorum bilişini ortaya çıkardı. Bu da benim sevgi beklentimi büyüttü. Ruhum, zihnimden bilge olduğundan sevgi arayışında olmaktan beni kurtardı. Sevgiyi dışarıda aramak yerine kendimde olan sevgiyi çoğaltmamı öğretti.
İş yerinde aşırı bunaldığımda bir gün şöyle bir niyet aklımdan geçti “Tüm hücrelerimdeki sevgi enerjisini aktive ediyorum” bilincime çıkan bu cümle kendi ruhumun sevgisi ile bağımı güçlendirdi ve beni sevenlerin sevgisini hissedip, anlamlandırmama vesile oldu.
Bu cümle benim için iyi olsa da bu defa etrafımdaki insanları bu sevgi ile sevmeye başlayınca onların bilmediği bu sevgi onların benden uzaklaşmalarına neden oldu. Her zaman saf ve bol olan sevgi herkes için her zaman iyi olacak anlamına gelmediğini de bu süreçle birlikte anlamış oldum 😊
Başka insanlar beni sevsin diye kendi ruhumun özvarlığından vazgeçmeden ve diğer insanların özgür iradesine saygısızlık yapmamak adına kalbimdeki sevgi çoğalıp taşma noktasına gelmeden önce “Allah’ım kimi ne kadar sevmeme izin veriyorsan o kadar sevebilmem için bana yardım et, yol göster ve sevgimi sadece Senin razı olduğun yaratılmışlarla, Senin razı olacağın kadar paylaşma kararlılığını bana bahşet” diye dua ediyorum. Bu dua hem benim sevgimi kapatmamı engelliyor hem de hak etmeyen herhangi bir insanı hak etmediği kadar sevmemi engelliyor. Eskiden zihnim de ortaya çıkan ‘acaba ben bu insanı sevgisiz olarak ya da çok severek incittim mi?’ sorusunu da ortadan kaldırıyor.
Bu niyetim sonrasında sevgimi sonsuz paylaşma iznim olduğunu da öğrendim. Bu sonsuz sevgi paylaşma iznim olan yaratılmış insan da Hz. Muhammed. Çünkü O’nda biz insanlarda olduğu gibi sevgiyi bir karşılık olarak kullanma programı yok. O nedenle de O’na sunduğumuz sevgi her zaman pak ve temiz olarak varoluşta bulunuyor.
13.09.2026

